Zannediyorum ki tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek...
Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüze kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayalimizi ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bu günümüze hapsolup yaşamalıyız.
Bizi istemediklerimizi yapmaya çeken bir kuvvet var, bu muhakkak. Bizim daha başka, daha iyi olmamız lazım... Bu da muhakkak... Bunu nasıl birleştirmeli, bunu bilmiyorum...