Cim.

Hayatın Dönüm Noktası... Sadık bir eş, evlâdına numune olabilecek Bir anne veya baba adayı, Vefalı bir hayat arkadaşı seçmek, o kadar Kolay olmasa gerek. Birbiriyle farklı kültür ve farklı dini Anlayışlara sahip kişilerin birlikteliği, Hassasiyetleri olan insanlar açısından Uçurumların eşiğinde dolaşmaktan Başka bir şey olamayacaktır. Gönül zenginliğine değer veren, Sırf geçici güzelliklere odaklanmamış Kişiler olabilmek önemli bir husustur. Zamanımızda çok sık gördüğümüz, Sadece dış güzelliğe aldanan ve Düşünmeden karar veren insan profili, Hayatı sadece kendine zehir etmekle Kalmaz, eş olarak seçtiği kişi için de Evliliği bir işkenceye dönüştürür... Peygamber Efendimiz (s.a.v) , Evlilik hakkında şöyle buyurmuştur ; " Evlenirken çocuklarınıza iyi anneler Seçin. Denginizle evlenin , Denginizden kız alın.. ( İbn-i Mâce , Nikâh, 46 )
Reklam
Erkekler kadınlardan ne ister? Samimi duygularımı ve duyduklarımı dile getireceğim. Kadınların meşhur bir sözü vardır: "Erkekler bizi anlamıyor" İnanın erkekler sizi çok iyi anlıyor. Ancak anlamanın bir masrafı var. Erkekten hediye beklersiniz. Hediye masraftır. Erkekten evlilik yıl dönümü, tanışma yıl dönümü, doğum günü yıl dönümü adı altında küçük de olsa bir şeyler beklersiniz. Bunlar hepsi erkek için ilave masraftır. Akşam eve gelince bir çiçek, bir çikolata beklersiniz. Bunlar da masraftır... Bir elbise görürsünüz. Hoşunuza gider. Eşinizin almasını beklersiniz. Bu da masraftır. Belli aralıklarla dışarıda bir akşam yemeği istersiniz. Bu da maddi masraftır. Yani diyeceğim o ki, sizi anlıyoruz da, paramız kadar anlıyoruz. Paramız yok demeyi bilmeyiz. Onun için anlamazlıktan geliriz. Kulak arkası ederiz. İçimiz güneş gibi yansa da dışımız ay gibi soğuk durur. Masrafsız anlayışları iyi yaparız. Parka gidelim derseniz geliriz. Yürüyüş yapalım derseniz geliriz... Ama mağaza deyince inanın yüreğimiz ağzımıza gelir... Kadınlar, erkeklerin halkıdır. Bir kral halkına ne kadar iyi davranırsa o kadar mutlu olur. Ancak halkın, kraldan beklentileri de kralın durumuna göre olmalıdır. Aksi halde anarşi çıkar. Hiçbir kral durduk yere zulmetmez. Masrafları artınca bunu halkına ödetir. Halkının ihtiyaçlarını yine halkına zulmederek giderir... Bir erkek gibi yaşadınız mı hiç? Bir erkeğin empatisini yaptınız mı? Mesela daha küçüklüğünden beri üzerine yıkılan sorumlulukları yaşadınız mı? İş sahibi olmalı yoksa kimse eş vermez... Hangi kadın işsiz bir erkeğe yüz verir? Var mı öyle bir kadın? Yok... Demek ki, erkekten ilk beklenen şey, bir iş sahibi olmasıdır. Binlerce çeşit iş var. En küçük ücretli bir işte çalışan bir erkeğin yakışıklı olması, edepli olması, terbiyeli olması,
• Sürekli olarak dik dur! Gözlerin daima karşıda olsun. • Kendinle olan konuşmalarını kontrol et. • Negatif konuşmalarının farkına var ve düzeltmeye çalış. • Duygularını izle. Olumsuz duyguları vücudundan hemen at • Her fırsatta derin nefes alıp ver. Burundan al uzun süre tut, ağızdan nefes ver. • Hedeflerine odaklan. Hedefe ulaşıncaya kadar pes etme. • Her zorluğun içindeki fırsatı gör. Daima umudunu koru. En zor durumlarda bile. • Kararlı ol! En kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir! • Kendine her durumda inan. Kimse sana inanmasa bile. • Her zaman ŞİMDİ’ yi yaşa. Geçmişe takılıp kalma! • Düşünme, sadece YAP! • Cesur ol. • Çözüme odaklan, sorunlara değil • Doğru soruları sor. • Geçmiş başarılarını hatırla. Ama onlara sığınma. Daha iyisini yap. • Meraklı ol. Sürekli yenilikleri takip et. • Kendini geliştirecek ve motive edecek kitaplar oku. • Kendine inan. Kendine %100 inan. • Sorunları birer meydan okuma olarak gör. • İki işi yarım yapacağına, bir işi tam yap. • Sabretmeyi bil. • Her zaman farklı alternatiflerin olsun. • Enerjik ol. • Sorunu parçalara böl, öyle çöz. • Çözüm dışındaki tüm alternatifleri sil. • Sabah kalkarken o gün yapılacak işlere keyifle bak. • İşleri oyuna çevir. • Heyecanın diğer insanlara bulaşsın. • Çalışırken şarkı söyle veya gülümse. • Algılarını aç.
Bir genç babasına sordu: “Siz daha önce nasıl yaşadınız? Teknolojiye erişim yok Uçak yok İnternet yok Bilgisayar yok Gösteri yok TV yok Klima yok Araba yok Cep telefonu yok”... Baba cevap verdi; "Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk" “Dua yok Şefkat yok Onur yok Saygı yok Karakter yok Utanç yok Alçakgönüllülük yok Zaman planlaması yok Spor yok Okuma yok”... Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlarAllahin sevgili kullarıyız... Hayatımız gerçek bir kanıtdır;
BAYILDIM ...BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın. Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın. Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın. Bir tane çok büyük aşkın olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter. Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek. Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur. Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen