Dinlemiyordu Aşçıbaşı. Mazereti ne kadar tatlı ve yüce olursa olsun dinlemiyordu. Oysa eğer büyüden bir an olsun sıyrılıp dinlemeyi becerebilse, her şeyden çok kızın nazarında kendi kıymetini anlayacaktı. Hayatı boyunca özleyecek bir şeyi ya da kimsesi olamayan, neredeyse geçmişsiz bir kız çocuğu için "özlemek" denen şeyin ne kadar nadide bir duygu olduğunu çok geç anlayabilecekti Aşçıbaşı...
Yeryüzünde aynı isme sahip on binlerce, yüz binlerce insan vardı belki ama aynı seslerden oluşsalar da her isim farklıydı, her isim tekti, biricikti, her isim tek bir ruhla birleşmişti ver her insan ismini kaybettiğinde ruhunu da kaybetmiş sayılırdı.
"Hiç düşündün mü bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever?"...
"Çünkü o yemekler ilgili muhakkak bir hatırası vardır... O lezzeti her tattığında o hatırayla birlikte, hatıranın hissi de yeniden uyanır. Unutma: Lezzet ağızda başlar, ama zihinde biter..."
Şeb-i yeldayı ne bilir müneccimle muvakkit
Müptela-yı gama sor kim geceler kaç saattir...
En uzun gecenin hangisi olduğunu takvim yapanlar ve yıldızla uğraşanlar ne bilsin.
Aşk yüzünden gam müptelası olmuşa sorun ki geceler kaç saattir...