Oblomov gençliğini her şeyi bilen ve hiçbir şeye inanmayan, bütün hayat meselelerini çoktan çözmüş, her şeyi soğukkanlılıkla incelemiş gençler arasında geçirdiği halde, halâ dostluğa, aşka şerefe inanıyordu. Bütün aldanmalarına rağmen gene de inancını yitirmemişti
Ben ne diye yorucu işlere mahkûm olacakmışım? Bir insanın beygir gibi çalışması yalnız Andrey'in düşüncesi. Ne diye çalışacakmışım? Yemek yemek, sırtına elbiselerini geçirmek iş olarak yeter.
Demek aşk da geçiyor. Bense öyle sanıyordum ki âşıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgârsız, hareketsizdir. Halbuki sevgide de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor... Bütün hayat gibi. Ama Yeşua gibi güneşe, "Yerinde dur!" diyecek adam daha doğmadı.