"Hiç gitmeyecekmiş gibi yaşıyordu. Oysa en iyi bildiği şeydi, her şeyin hızla eksildiği. Yıllar önce sıcak bir denizin hemen kenarında aynı sigarayı içerken, uzun bir nefesin ardından fark etmişti terk edilebilmeyi vaad eden bir şey yaşandığını. Aldırmamış ve devam etmişti.
Bir başka kış, şehrin kenarına dayanıp bir sigara yakmış, "Niye bu kadar sıcak bu sigara," diyen kadına gerçeği söylememişti.
Perşembeydi.
Gitmediği o günü anımsadı, henüz gitmemiş olan kadının bacaklarına başını koyduğunda, radyodan sızan tanıdık bir sesin 'insan niye sevdiğini öldürür?' dediğini. Bir de o esnada başını okşayan kadının "Neyin var?" sorusuna verdiği cevabı.
Neyse. çok fazla neyse.
Korkarak girdi bardan içeri. Belirsiz bir davet ve rock'n roll vardı. Korkarak çıktı bardan, belirsiz bir lodos ve yeni bir kadın vardı. Hangisi daha çok acıttı. anlayamadı.. "
Ölürken gülebilmek büyük bir deney, ancak bunu başarabilmek için kendini öldürmen gerek. Kendini öldürürken seni güldürebilecek bir nedenin olmalı. Nedensiz yere öldürebilirsin ama gülemezsin.