Kaan Çaydamlı

Kaan Çaydamlı

YazarÇevirmen
7.9/10
331 Kişi
·
480
Okunma
·
31
Beğeni
·
3.462
Gösterim
Adı:
Kaan Çaydamlı
Unvan:
mühendis, yayıncı ve fotoğraf sanatçısı
Doğum:
1964
Kaan Çaydamlı, 1964 doğumlu mühendis, yayıncı ve fotoğraf sanatçısıdır. 1986 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitiren Çaydamlı 13 yıl boyunca mühendis olarak inşaat sektöründe çalışmıştır. Aile firması bu işler ile ilgilenmeye devam ederken 1989 yılında Altıkırkbeş Yayınları’nı kuran çaydamlı bu yayıneviyle birlikte 300’e yakın kitap ve dergi yayınlamıştır. Adı duyulmayan Türk şair ve yazarların kitaplarını basan bu yayınevi 20 yıl boyunca hem bu alanda hem de etkinlik ve film olarak birçok yayın yapmıştır.
İnsanlık başından beri her zaman, tanrı yasası şu üç temel zorunluluğu sürdürmek için ona ihtiyaç duyar: yemek, sevişmek ve s*çmak.
296 syf.
·3 günde
Ender serisinin ilk kitabı olan ender'in oyunu iki ödül aynı anda alan bilim kurgu romanı olduğunu öğrenir öğrenmez okumaya başladım oldukça eğlenceli on bir yaşındaki çocukların asker olması saçmaydı ama okumaya değer tavsiye ederim.
64 syf.
·2 günde·10/10
Franz Kafka 'nın küçük yazılardan oluşan bu kitabı benim nezdimde tam bir kişisel gelişim olmuştur. Her satırda aydınlanabileceğin, doğrunun yanlışı, yanlışında doğruya, doğru yol aldığı kısa yazılar...

Benim iç dünyamı aydınlatan kısa yazılarını alıntılamak ve hatta neredeyse tüm aforizmaları yeniden yazma dürtüsü oluştu içimde :)

Ve tabi ki Max Brod... Galiba Kafka ona çok minnettar olmalı ;bu eserlerin gün yüzüne çıkmasında büyük payı olduğu için. Bir başucu kitabı olarak her yeni güne bir aforizma ile başlamak;bizimde size minettarlığımız olsun.

Son olarak sanki herşeyi bir yazıda anlatabilmek bu olsa gerek diye düşündüğüm kısa yazısını buraya bırakarak, aforizmalar da başarılar diliyorum sizlere :) Okur kalın...


İlk Günah'tan beri İyi ve Kötü'yü ayırt etme yeteneğimiz aşağı yukarı birbirine eşittir; ama yine de bu konuda hemcinslerimizden üstünlüğümüzü burada ararız. Ama işte gerçekte bu İyi ve Kötü bilgisinin çok ötesinde gerçek farklılıklar başlar. Bunun aksi bir görünüm olması şuna dayanıyor: Kimse sadece bilmekle hoşnut olamaz, aynı zamanda bilgisine uygun olarak davranmak ister. Ancak, bunu yapabilecek güçle donatılmamıştır, dolayısıyla kendini yok etmeye yazgılıdır, gerekli gücü ele geçirememe riski bile onu engelleyemez, ama son denemeyi yapmaktan başka bir şey de kalmamıştır ona. (Bilgi Ağacı'nın yemişlerini yeme yasağının çiğnenmesine karşı ölümle tehditte yatan saklı anlam budur; belki eceliyle ölümün, başlangıçtaki anlamı da buydu.) Şimdi bu yapmaya korktuğu bir hamledir; İyi ya da Kötü bilgisinden vazgeçmeyi bile yeğler ("İlk Günah" terimi, kaynağını bu korkudan alır); ama bir kere olmuş olan iptal edilemez, sadece belirsizleştirilebilir. İşte bu amaçla birtakım mazeretler uydurulur. Tüm dünya böylesi mazeretlerle doludur, hatta gözle görülür bütün dünya bir anlık huzur arayan insanın kendini haklı çıkarmasından başka bir şey değildir belki de. Bilginin önceden verildiği gerçeğini bozma, bilgiyi ulaşılacak bir amaca dönüştürme çabası.
64 syf.
'İyi bir bakıma rahatsız edicidir' kitapta yer alan birçok anlamlı sözlerden biriydi sadece, bu söz sadece kitabı değil hayatı da özetlemekte aslında. Franz Kafka hayatın, normal seyrinde ilerleyen yoluna duraklar koymaktadır, hangi durakta ineceğimiz, hangi durakta bekleyeceğimiz bizim elimizdedir. Yaptığımız tercihlerle yaşarız ve bu tercihlerin sonuçlarına da katlanmaktayız. Hayat seyrinde ilerlerken, bu hayat gerçekten istenilen hayat mıdır diye sorarız. Hayat bizim gördüklerimizden, yaşadıklarımızdan, hislerimizden daha fazlasıdır aslında. Hayat sadece ilerleyen bir süreç değil bir manadır. Önemli olan gözlerimizin önündeki perdeyi aralayabilmek ve hayata bir başka pencereden bakabilip manasını keşfedebilmektir.
64 syf.
Biliyorum bir Franz Kafka eseri incelemek çok zor, kendi adıma çekinceli bir konu. Öyle bir yazar ki eserlerinin derinine indikçe daha da derinleştiği görülüyor. Bir kitabı bitirip, kapağını kapattığınızda kafanızdaki soru işaretleri gitmiş olur genelde Fakat Kafka'nın eserlerinde bu normal akış geçerli değil asıl süreç kitabın kapağını kapattığınız anda başlıyor; kendinize biraz daha detaylı düşünme vakti verirseniz, aslında o bittiğini sandığınız soru işaretlerinin yerini başka sorulara bıraktığını göreceksiniz. Şuan bile kitaptaki cümlelerin bazıları zihnimde uçuşuyor, gün içinde bazı anlarda aklıma geliyor 'tabi yaa' falan yapıyorum 'işte anladım' diyorum ve sonra farklı bakış açısından bakınca tekrar fikrimi değiştiriyorum. Her bir aforizması bir ders niteliğinde bir tabiri caizse.
Bazı sayfaları defalarca okudum ve her yineleyişimde farklı anlamlar yükledim o cümlelere ve en ilginç olanı şuan bir defa daha okusam yine bir öncekinden farklı bir şeyler fısıldar o cümleler bana, eminim ...
Bu kitabı kesinlikle kafanız bomboşken okuyun..Ve mümkünse en yakın zamanda boşaltın ya da boşaltmış gibi yapın çünkü okunmaya ve düşünmeye oldukça değer bir eser .Okuyun ve sizden ricam sadece değer bilen ve doğru anlamlar yükleyebilecek kişilere okutturun.

Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.
Keyifli okumalar :)
296 syf.
·18 günde·8/10
Yazımın akıcılığı iyi, olaylar hızlıca gelişiyor karakterler hızlıca tanıtılıyor. Sonuna kadar ana karakterin gözünden hayatını konu alıyor ve okura düşüncelerini alıştırıyor, ardından son kısım yine çok hızlı bitiyor. Tahminim bu kitap seri için (6 kitaplık) bir giriş olarak yazılmış. Konunun çok değişik bir biçimde ilerleyeceği son sayfalarda belli ediliyor, ikinci kitabında ne olacağı hakkında en ufak bir ipucu olmaması beni heyecanlandırdı, kitabın yazıldığı tarih göz önüne alındığında büyük başarı gösteriyor.
64 syf.
·7 günde·4/10
Bir kitabı okumamızın nedeni genel olarak ondan bir şeyler koparabilmektir muhakkak. Bu sefer şunları koparabildim ve bu şekilde bir liste yaptım:

1- Başaramıyorsun, çünkü sabırsızsın.

2- Doğru olduğunu hissettiğin yoldan sendelesen de şaşma.

3- Aramaktan vazgeçme.

4- İşi usulüne göre sonuna kadar götür.

5- Arkana dönüp bak, kaybettiklerin tembelliğindendi.

6- Gelişimin sonu yoktur. Şu tepeyi geçince dinleneceğim demeyi bırak da, şu tepeyi geçince daha güzel yoldan yürümeyeceğim demene bak sen.

7- Bir elmayı yerken bile farklı farklı değerlendirmeler yapan sen, ne zamandan beri başkalarını yargılar oldun?

8- Gelişmek için zorluklara dayanman gerektiğini unutma. Bacakların yanmayacaksa neden bisiklet sürecekmişsin ki?

9- Elindekinin kıymetini bil. Okuduğun kitapların okumadığın kitaplardan kiymetli olduğunun farkına var.
...
Bunlar ilk sayfalardaydı. Diğer sayfaları okurken oldukça sıkıldım ve öğrendim ki bu aforizmalar, Cenap Şehabettin'in Tiryaki Sözleri kitabının onda biri etmez. Bunu Franz Kafka yazmamış olsaydı bu kadar okunmayacağını düşünüyorum. Bu zamana kadar gelemeyeceğinin kanısındayım. Dönüşümden sonra okuduğum ikinci kitabıydı ikisini de sevemedim. Bir tek Milenaya Mektuplar'dan umutluyum. Başka da okumaya değmez yani. Güzel olan bir iki sözün alıntısı burada var zaten. Onlarda sizin düşüncelerinizde dolanan şeylerden ibaret. Ben beğenmedim efendim, size iyi okumalar.
64 syf.
·2 günde·8/10
Kafka'nın iki bölümden oluşan Aforizmalar'ı, Ekim 1917 ve Şubat 1920 tarihleri arasında, kısacık ömrünün en buhranlı ve karamsar dönemlerinde kaleme aldığı, iç dünyasındaki seslenişlerin izdüşümleri niteliğinde bir eser.

Yer yer metafizik duygularla, yer yer de maddeci çağrışımlarla içindeki Tanrı'yı arayan bir çocuğun seslerini duyuyoruz yazarın bu kısacık ölümsüz eserinde. Kitapta öyle cümleler var ki, tabiri caizse okuru yerine mıhlayıp, beynine çivi çakar gibi çakıyor sözcükleri.

"Günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine aforizmalar" olarak adlandırılan kitabın ilk bölümündeki aforizmalar daha çok kısa ve vurucu cümlelerle betimlenirken, "O" (1920 günlüğünden aforizmalar) bölümünde öyküye çalan bir duruş görülüyor.

Yazarın ölümünden sonra notlarını derleyip bir araya getirerek yayımlanmasını sağlayan, arkadaşı ve sırdaşı olan Max Brod'a, günümüz okurları ciddi anlamda çok şey borçlu diyebiliriz.

Kafka'nın rahat okunan ve o derecede rahatsız eden bir yapıtıdır Aforizmalar. Okunmalı ve okutulmalı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Kaan Çaydamlı
Unvan:
mühendis, yayıncı ve fotoğraf sanatçısı
Doğum:
1964
Kaan Çaydamlı, 1964 doğumlu mühendis, yayıncı ve fotoğraf sanatçısıdır. 1986 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitiren Çaydamlı 13 yıl boyunca mühendis olarak inşaat sektöründe çalışmıştır. Aile firması bu işler ile ilgilenmeye devam ederken 1989 yılında Altıkırkbeş Yayınları’nı kuran çaydamlı bu yayıneviyle birlikte 300’e yakın kitap ve dergi yayınlamıştır. Adı duyulmayan Türk şair ve yazarların kitaplarını basan bu yayınevi 20 yıl boyunca hem bu alanda hem de etkinlik ve film olarak birçok yayın yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 31 okur beğendi.
  • 480 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 363 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.