Uyandı İstanbul güzel bir Ekim sabahı çığlıklar atarak! 1996 yılının kan kokan bir Ekim günü, tüm şehir, Üsküdar semalarından yükselerek İstanbul'un bağrını deşen ezan sesleriyle uyandı. Güneş Boğaz'ı parçalar gibi doğdu o sabah. Gözü yaşlı, yaşlı keşişler gibi uyandı tüm insanlar, hüzünle kederin kesiştiği o kavşak noktasında ki, dünyada en çok kaza o kavşakta olurdu!
Bu büyük acı daha güneşin doğuşundan belliydi o sabah, okunan ezanların makamından belliydi, kayalıkları döven kudurmuş dalgalar anlatmaya yetiyordu her şeyi. Kimse bilmez aşk acısının ne olduğunu, nasıl kekre koktuğunu, nasıl bir anafor olup civanmert delikanlıları yuttuğunu; İstanbul'dan başka kimse bilmez! Ama gel gör ki, o da suskundur; konuşursa tüm sokakları sel basar...
Uyandı İstanbul yaşanmadan biten büyük bir aşkın acı dolu haykırışlarıyla!