....xcvbnnm

....xcvbnnm
@Xcvgnmkots
Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum. youtu.be/x8IGIy7E_no
AYDIN MISIN..! Kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş,top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyormusun.. Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol,ışık ol,yumruk ol Kara yeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol.. Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol.. Yollar kesilmiş,alanlar tutulmuş Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yana
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
aslında her zeki insanın aklına, yeryüzünün bu en soyut gücünün, rasyonel olarak düzenlenmiş, ciddi ve eski dünyamıza böyle olasılık dışı harika öneriler getirmesinin her zaman için iyi bir fikir olduğu yönünde moral yükseltici bir düşünce gelebilir ve insan, bu ruhsuz dünyayı ruhundan başlayarak değiştirmeyi başardıkları için dünyanın aklını başından alan bu kişilere hayran olmak, onları yüceltmek gibi bir yanılgıya düşebilir. lakin bu idealistler ve ütopyacılar neredeyse her zaman, zaferlerinin hemen ardından, talihsiz bir biçimde ruha en kötü biçimde ihanet ederler. zira kudret, mutlak kudrete; zafer, zaferin kötüye kullanılmasına götürür ve bu fatihlerin tümü, kişisel hayalleriyle çok sayıda insanı , kendileri için yaşamaya ve hatta ölmeye seve seve razı olacak biçimde büyülemiş olmakla yetinmeyip bunun yerine çoğunluğu bütüncüllüğe dönüştürme ve tarafsız kalanlara da kendi dogmalarını dayatma hırsına kapılırlar; kendilerine boyun eğenler, uyduları, ruhsal köleleri, her zaman her hareketinin peşine takılanlar asla yetmez onlara- hayır, özgür olanlara, bağımsız kalmış az sayıda kişiye de dogmalarını tek geçerli gerçek olarak kabul ettirerek onları da kendisine övgüler düzen kişiler ve köleler olarak görmek isterler; her farklı düşünceyi devlete karşı suç olarak damgalarlar. dini ve siyasi ideolojinin diktatörlüğe dönüştürdüğü her sefer, tiranlık biçiminde yozlaşma laneti yeniden tekrarlanır. kendi hakikatinin içkin gücüne güvenmeyip kaba kuvvete karşı başvuran bir fikir adamı, insanın özgürlüğüe karşı savaş ilan etmiş olur. şu ya da bu fark etmez – hangi fikir, farklı kanaatleri tek kalıba döküp düzene sokmak üzere şiddete başvurursa, o andan itibaren artık bir ideal değil, vahşettir. başkalarına zorbalıkla dayatıldığında, en temiz inançlar bile akla karşı işlenmiş
"tanrı'ya, onu bana bağışlaması için dua edemiyorum; ama yine de o sanki bana aitmiş gibi geliyor. tanrı'ya, onu bana vermesi için dua edemiyorum; çünkü o bir başkasına ait. acılar içinde kuruntulara dalıyorum; düşündüklerimi kağıda dökmeye kalkışsam, bir karşıtlıklar ilahisi çıkar ortaya." genç werther'in acıları
"BİZ KENDİMİZİ ENGELSİZ Mİ SANIYORUZ... Eğer sevgiye körseniz, dayanışmadan uzaksanız, bölüşümden yana değilseniz, çalışma yaşamına katılmıyorsanız, barışa özlem duymuyorsanız, sanatı ve bilimi bir kenarından yakalayamamışsanız, karanlık kuyuda karanlık emellerle debeleniyorsanız, insanlık adına değil egonuz için varlığınızı sürdürüyorsanız, mideniz kadar beyninizi de düşünmüyorsanız, açlık kokunuz uzaklardan duyuluyor da siz farkında değilseniz, doğaya, hayvana, insana kalbiniz kapalıysa, ileri bir gelecek için hiçbir tepkiniz yoksa, daha ileri bir yaşam için öğrenmeye ve öğretmeye uzak duruyorsanız, ülkenizi bütün ülkelerle birlikte biricik görmüyorsanız, yanlışlara bir şekilde kapalı ve tepkisizseniz, atılan önemli adımlara katkı sağlamak için çaba göstermiyorsanız... SİZDEN daha büyük engelli yoktur. Oturup, fiziki engelliğin bunların yanında ne derece bir engellilik olduğunu düşünün... Bilin ki sayılan bu engellilik durumlarını aşmaya katkıda bulunursanız mutlaka bu fiziki engellilere de gerçekte katkıda bulunmuş olacaksınız; üstelik gün kutlamalarının esasta bir ayrımcılık olduğunu görerek ..."
Kusura bakın. Hiçbir şeyi abartmadan yapamıyorum. Seversem çok, sevmezsem hiç sevmiyorum. Bulursam bir şarkı, günlerce onu dinliyorum. Susarsam bir daha konuşmuyorum, konuşursam hiç susmuyorum. Kafama takmış olduğum herhangi bir şeyi çözemediğim taktirde, dünyanın sonu sanıyorum. Garip bir yengeç burcu