....xcvbnnm

İster siyasal, ister parasal olsun, iktidar kirletir aziz dostum, demişti Cem. Toyluk dönemlerimdeki solculuğumdan kalan tek doğru bu. Hangimiz "kirlenmedim" derse yalan söyler. Mesela beni al ele: Evet ailemin hali vakti yerindeydi, tanınmış, saygın bir aileydi, ama bugün benim içinde yüzdüğüm servete sahip değillerdi. Nasıl yaptım ben bu serveti? Dişimden tırnağımdan artırarak mı? Hadi canım, sen de!.. Yanlış anlama; hayali ihracata, uyuşturucu işine, mafya ilişkilerine falan girmedim. Bunu yapanlar çok, ama bana göre değil. Yine de ihaleleri, kredileri falan biraz karıştırırsan, demin söylediklerime hak verirsin.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Sevgi neydi? Sevgi emekti." ve farklı zeminlerden vals üzerine
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2020 23:09
"Sevgi neydi? Sevgi emekti. Uçuşan yaprak, boş bir salıncak. Senden başka, yok hiç kimse Düşerim dara, içim yara. Gelirim ardı sıra, dön bak bana." Evet böyle diyordu Jehan Barbur o güzel şarkıda. Aşk; sevginin ötesinde bir şeydir. Sevgide tek değişken vardır. Aşk ise emek ve fedakarlık gerektirir. Çünkü iki değişken vardır aşkta, iki insan. Biri değişim geçirirken öteki kayıtsız kalamaz buna. Biri emek harcıyorsa öteki fedakarlık yapmalıdır. Vals gibidir; biri sağ ayağını atmışsa öteki sol ayağını atar, biri itiyorken öteki çekiyordur aslında. Ömürlük aşklara baktığınız zaman hep bu valsi görürsünüz. Hayat insanı ister istemez değiştirir. Aşk içindeki değişkenlerin biri sabit kalmakta ayak direrse şayet bütün büyü bozulur, müzik susar, dans biter. İlahi aşk başkadır ama, orda tek değişken yani tek insan vardır. Haliyle daha kolaydır, ancak daha yoğundur çoğu zaman. Biz kitaba dönelim... Martin Eden, kendi sınıfından birinin erişemeyeceği, kendinden yaşça büyük ve edebiyat fakültesinde okuyan zengin bir ailenin kızına vurulur. Dışardan bakılınca imkansıza yakın gözüken birşey gibi durur. Ancak Martin, sevdasının gereğini yerine getirir. Kıza layık olmak, onun sevgisini kazanmak için elinden geleni yapar. Nezaketi, konuşmayı öğrenir, sürekli okur, kendini geliştirir. Martin, Ruth'un seviyesine gelmek için entelektüel birikimini artırır, hatta onu da geride bırakır. İdealleri vardır, yazar olacak ve ekmeğini ordan kazanacaktır. Ruth ise onun ilköğretimi dahi bitirmediği gerçeğini görmekte ve bir an önce düzenli bir maaşı olmasını istemekte, hatta Martin'in ideallerine erişemeyeceğini düşünmektedir. Bu sebeple sürekli onu bir kalıba sokmaya, üzerinde tahakküm kurmaya çalışır. Martin bir yandan aşkı için mücadele verirken bir yandan da sosyokültürel olarak atladığı her
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Puan vermedi·640 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2020 15:05
Yıllar önce hocamın tavsiyesiyle fareler ve İnsanları okuyup beğenmiş ,hatta filminide en az 2 kere izlediğimi hatırlıyorum. Ama maalesef kitabın yazarı John steinbeck hakkında pek bir bilgi sahibi değildim .Normalde Yazarların kitaplarını okumadan önce yazarın öz geçmişine bakarım.Ama maalesef Steinbeck'e bakmamıştım .Gazap üzümlerini bitirdikten sonra yazarın detaylı bir şekilde araştırma imkanı buldum. Böyle muhteşem bir eseri ortaya çıkarmasında, yazarın yaşamının etkisinin olduğunu düşündüm. Düşündüklerimde haklı olduğumu anladım. Tıpkı Yasar Kemal ,Cengiz Aymatov,Oğuz Atay... ve bir çok yazar gibi steinbeck'te yaşamındaki izleri eserlerine aktarmış .Çocukluğunda yaşamış , görmüş olduğu açlığı ,sefaletti, fakirliği eserine aktardığını görüyoruz . Yazarın birebir şahit olduğu beşbin insanın açlıktan ölmesini ,en yakın arkadaşına mektupta şöyle anlatır : "Oralarda beş bin aile açlıktan ölmek üzere. Hükümet bu insanlara yiyecek ve ilaç yardımı yapmaya çalışıyor. Ama bu yardımları, çıkarcı faşist gruplarla çıkarcı bankalar ve yardımı sabote etmeye çalışan, dengeli bir bütçe için kıyamet koparan büyük üreticiler aracılığıyla yapıyor. Bir çadırda yirmi kişi, çiçek nedeniyle karantinaya alınmış. Bu çadırda iki kadının önümüzdeki hafta bebek dünyaya getirmesi bekleniyor. Bu olayla, en baştan beri ilgiliyim. O nedenle gidip olup bitenleri yakından görmek istiyorum. Elimden başka bir şey gelmese bile bu katillerin tepelenmesine yardımcı olurum. Bunların nelerden korktuğunu biliyor musun? Bu insanların sağlık koşullarına uygun kamplarda yaşaması sağlanırsa örgütleneceklerini sanıyorlar. Büyük toprak sahipleriyle göbekli çiftçilerin en korktukları şey işte bu.” Yine kütüphaneci arkadaşı Lawrence C. Powell’e yazmış olduğu mektupta: "Göçmen Kampı’na gittiğini, onlarla
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
-Güneş de sanıyor ki bir tek o yanıyor.-
10/10
·434 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
-Cümlelerinizi bir demet gül sunar gibi söyleyin.- -Dünya aşktan ibarettir, gerisi fasa fiso. -Eylemsiz düşünce, çıkarılmayı bekleyen define gibidir.- -Gölgeyi üşüten güneşe hasretidir.- . "Aşk, bir bedende iki kişi." “Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın” Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi. Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan,
Şiir
Düşünmek Yaşamın Pasını SilmektirTahsin Özmen · Karina Yayınevi · 2018552 okunma
Avukatlık, Adalet ve Eşitlik Kavramları Üzerine.
Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü... Bu vesileyle, müsaadenizle, ta geçen sene bugünden beri değinmek istediğim iki konuya değinmek istiyorum. Fakat öncelikle mesleğinin gereklerini layıkıyla yerine getiren tüm avukatların, stajyer avukatların ve ileride avukat olacak olan hukuk fakültesi öğrencilerinin gününü kutluyorum. Değinmek istediğim ilk konu, toplumda, medyada, sosyal medyada sıkça yapılan "eşitlik" ve "adalet" kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Eşitlik, her ne kadar hukukun bir konusu gibi kabul edilse de çoğunlukla matematiğin konusudur. Eşitlik 2=2'dir. Yani matematikte 2 elma 2 elmaya eşit olabilir; fakat hukukta 2 elma 2 elmaya eşit değildir. Hukukta kullanılan eşitlik kavramı, yasalar karşısında vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapılmaması demektir. Filozof Edmund Burke eşitlik kavramına şöyle bir bakış açısı getirmiş: "Bütün insanlar eşit haklara sahip olmakla birlikte eşit şeylere sahip değillerdir.” Eğer siz bir başkasıyla tamamen eşit şeylere sahipseniz, hukuk karşısında da tamamıyla eşitsinizdir, buna şüphe yok. Fakat siz bir iş davasında işçi, boşanma davasında kadın veya çocuk iseniz hukuken eşit bir şekilde yargılanmazsınız. Adalet ise, bir eşitlik değil, eşitlik düşüncesidir, toplumsal değerdir. Adalet kavramı anlamını yitirirse ne eşitlikten ne de toplumsal düzenden söz edilebilir. Adalet kavramı ile eşitlik kavramını anlamanız için size küçük bir soru sorayım: İki çocuğu olan bir annenin/babanın çocuklarına yemek dağıtacağını, çocukların birinin üç yaşında, diğerinin ise on sekiz yaşında olduğunu, tencerede ise 4 birim yemek olduğunu düşünelim. Anne/baba çocukları arasında ayrım yapmadan eşit bir şekilde 2'şer birim mi dağıtmalıdır, yoksa küçük çocuğa 1 birim, büyük çocuğa 3 birim mi dağıtmalıdır? Elbette küçük çocuğa 1 birim, büyük
Hukuk