....xcvbnnm

Ahlaken zayıf olanların her zaman bir mazereti vardır zaten. - Mürebbiye, Stefan Zweig
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ANLAR Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim,
“Hep hoş bir insan olmaya çalıştım. oldum olası, kayıtsızlıktan başka şey bulamamanın acısını çektim. Feleğin bir öksüzü olarak, bütün öksüzler gibi ben de biri beni sevsin istedim. Ama sevgiye hiç doyamadım ve bu yararsız açlığa o kadar güzel ayak uydurdum ki, bazen doymam şart mı, onu da bilemiyorum. Her ne olursa olsun, yaşamak canımı yakıyor. Başkaları onlara gönül verecek bir varlık bulur mutlaka. Ben ise, bana bağlanmayı hayal eden biriyle bile karşılaşmadım henüz. Herkes başkaları için kendini parçalıyor; bana ise kibar davranmakla yetiniyorlar. Saygı uyandırmayı becerebiliyorum, sevgi uyandırmaya ise yeteneğim yok. Ne yazık ki, saygı duyan insanlara karşı bunu haklı çıkaracak hiçbir şey yapmadığım için, sonunda ortada gerçek bir saygı da kalmıyor. Bazen acı çekmeyi sevdiğimi düşünüyorum. Ama aslında tercihim bu değildi. (Fernando Pessoa-Huzursuzluğun kitabı.)
“Engelleri gözünde bir canavar gibi büyütenlerin başı; cehaletin kuyusunda serinler. Tek aşı bilgi olan kimsenin başı ise terlemez. Kaçmaz gözlerine bir gram gözyaşı.” Ah, şu şair sıfatım. Bu arada, yemekten bahsetmişken; İstanbul’un o güzel kokusu burnuma geldi. Annemin o nefis çorbasının kokusu gibi… İstanbul’dan ayrılmaya karar verdiğim andan beri, içimde bir şair filizlendi. . İçinde filizlenen şairliğinin ve her bir şiirin öyküsünü ayrı ayrı anlatarak, şiirlerini nasıl bir duygu huzmesinden damıtarak kağıda işlediğinin öyküsünü anlatıyor. Şairliğe giden basamakları çıkarken her öykünün bir şiiri her şiirin ise bir öyküsü karşılıyor insanı. Ve duygular bazı kararlara, bu kararlar ise bazı öykülere ve nihayetinde bu öyküler ilmek ilmek işlenmiş şiirlerin kapısını aralıyor. Read full post
Düşünen İnsanX (Instagram) Bir insanı hemen tanıyamayız. Bunun için de hemen bağlanıp büyük sevgi beslemek sonu hüsranla bitebilir. Sevgi, tanıdıkça büyüyen bir duygudur. Güven de aynı şekilde hemen oluşacak bir şey değildir. Yeri geliyor çok güvenilir dediğimiz insanlar çok ters köşe yapabiliyor. Çok erken vazgeçmek; verilen emekleri, ayrılan zamanı ve verilen çabayı silip süpürür. Hemen vazgeçmeyin, dinlenin ve devam edin. Çok çabuk karar vermek otomatik ve duygusal kararlar almamıza neden olur. Mantığın da karara etki edebilmesi için sakince düşünmek ve öyle karar vermek gerekir. Çok fazla konuşmak sanıldığının aksine hiç de iyi ve doğru bir şey değildir. Yerinde, zamanında ve öz konuşmak gerçek güçtür.