Allah’ın sevgili kullarından birisi, bir rüya gördü; rüyasında kendisine şöyle söylendi:
“Sabah olunca karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncüyü üzme, beşinciden kaç!”
Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti ama karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine şöyle dedi:
“Rabbim bana bu yememi emretti. Sonra da şöyle dedi: “Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez.” Ve onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü. Yaklaştıkça dağ küçüldü. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü. Onu tutup yedi, baldan tatlı buldu. Allah’a hamdetti, yürüyüp gitti.
Karşısına altından bir leğen çıktı. Şöyle dedi: “Rabbim bana bunu saklamamı emretti.” Bir çukur kazdı, onu gömdü. Yürüdü, az gittikten sonra dönüp baktı, leğen toprağın yüzüne çıkmıştı. Geri döndü, tekrar gömdü. Biraz gitti; baktı yine çıkmış, bir daha gömdü, yine toprak üstüne çıktı. Kendi kendine, “Ben emredileni yaptım.” Bırakıp gitti.
Karşısına bir kuş çıktı. Peşinden de bir şahin onu kovalıyordu. Kuş ona şöyle dedi: “Ey Allah’ın sevgili kulu, beni sakla. Bana yardım et.” Onu aldı, koynuna sakladı. Peşinden şahin geldi, şöyle dedi: “Ey Allah’ın sevgili kulu, ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma.” Kendi kendine şöyle dedi: “Üçüncünün dileğini yapmam emredildi, yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi, şimdi ben ne yapacağım?” Bu işe şaştı. Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti, şahine attı; o da kapıp kaçtı. Daha sonra kuşu saldı. Bundan sonra da yürüyüp gitti.
Kokmuş bir leş gördü. Onu da bırakıp kaçtı.
Akşam olunca şu duayı yaptı: “Ya Rabbi, emrini yerine getirdim. Bu işlerin manası ne ise bana bildir.” Daha sonra rüyasında şöyle anlatıldı.
“birinci görüp yediğin