Hayat boyunca bir şeyler başarmak uğruna çok çabalar sarf ettik.
İlk olarak bu bebeklik döneminde başladı.
Çabalamayı ve başarmayı bize ebeveynler öğretti.
Emeklememiz, anne ya da baba dememiz, yürümeye başlamamız, okula başlayıp ilk iyi notu almak.
Fark ettiyseniz her örneğim olumlu bir şekilde işliyor. Hiçbir olumsuzluk başlamadı.
Fakat hayata ilk atılımımız bize olumsuzlukların başlamasını sağladı.
Okula başladığımız da ettiğimiz kavgalar, okula geç kalmak, dersi verememek.
Bunlar hep bizim sorumluluklarımız.
Hayata ilk gözlerimizi açışımız.
Her başarı yanında bir olumsuzluk barındırır.
Yürümeyi öğrendiğimiz sıra da, düşmeyi de öğrenmemiz.
Düşmeyi öğrendikten sonra, kalkmayı da öğrenmemiz.
Bir çok başarı olumsuzluk getirdiği gibi, bir çok olumsuzluğun yanlarında da başka bir başarılarla tanışırız.
Gördüğünüz gibi başarı döngüsü böyle dönüyor.
Peki ya başarısızlık?
Aslında bakarsan başarılı olup başarısız olmamızın sorunu çevremiz. Çevrenin etkisi olumsuz söylemler.
Olumsuz hikayeler.
Bir işe başladığımız zaman mutlaka başkasının o işte ki hikayesine bakarız.
Bir nevi motivasyon hali diyebiliriz.
Paylaşılan yazı, bizim ileri de ki olacak hikayemizin temelini oluşturur.
O kişi yaşadığı hikaye de ki zorlukları anlatırken bizim hedefimiz de ki kararları büyük ölçüde etkiler.
Bir kere korkaklık oluşturur bilicimiz de.
Bilincimiz konforu ve kolaylığı tercih ettiği için bizim için olumsuz bir durum yaratır kafa da.
Fakat yazar hikayesinde ki güzelliklerini de anlatmaya başladığında kafamız da farklı duyuları harekete geçirir.
" Cesaret, yoğun istek, hırs, beklenti ve umut gibi. "
Kimisi cesaret edip yola çıkar, kimisi de şartlara göz yumup vazgeçer.
Dediğim gibi; bunları çevresel faktörler doğurur.
Hiçbir öneriye taabi kalmayan bir gezgini düşünsenize, yaşayacakları