3 Haziran 1982'de Londra Büyükelçisi Shlomo Argov'un suikastla öldürülmesini bahane gösteren İsrail, ertesi gün geniş kapsamlı hava harekatıyla Lübnan'ı ikinci kez işgale başlamıştır. 6 Haziran'da kara gücüyle Lübnan'a giren İsrail Ordusu, 13 Haziran'da Beyrut'a kadar olan alanda hâkimiyetini sağlamış ve FKÖ'yü Batı Beyrut'ta kuşatma altına almıştır. Varılan uzlaşıyla FKÖ milisleri ve yakınları Beyrut'tan tahliye edilerek Lübnan dışına çıkarılmıştır. 1982 işgaliyle İsrail, Lübnan'daki hedeflerine ulaştığını düşünmüştür. Bu bağlamda, kendisine tehdit oluşturan FKÖ'yü Lübnan'dan çıkarmış, Suriye'nin etki sahasını kuzeye itelemiş, byruta kadar olan bölgede güvenli saha oluşturmuş ve kendisine yakın Beşir Cemayel'i 23 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı seçtirmiştir. Ancak beklentilerin aksine işgal ve sonrasındaki katliamlar, İsrail'in Lübnan'daki varlığını bütünüyle gayrimeşru hale getirecek, FKÖ-Suriye ittifakını güçlendirecek ve Hizbullah'ın tarih sahnesine çıkışını tetikleyecektir. Esasen Lübnanlı Şiilerin örgütlü yapılar altında siyasallaşarak ilk mobilizasyonu Musa El-Sadr'ın kurduğu Emel Hareketi ile başlamış olsa da Hizbullah'ın kuruluşu gerek Lübnan gerek Ortadoğu siyaseti açısından iç savaş sürecinde ortaya çıkan en önemli gelişmelerden birisidir. 1979'dan sonra İran, bölge çapında nüfuzunu arttırmak amacıyla Ortadoğu ülkelerinde çeşitli muhalif hareketleri destekleyerek kendi kontrolü altına almaya çalışmıştır. Aynı dönemde Emel Hareketi'ni ılımlı bulanlar ile İsrail'e karşı daha sert askeri mücadeleyi savunanlar, 1980'li yılların başlarında gruptan ayrılarak Hizbullah'ı meydana getirmişler ve İran'ın desteğini almışlardır. Hizbullah, İran'dan aldığı mali destek sayesinde Şii toplumuna sunduğu geniş bir sosyal hizmetler ağıyla Lübnanlı Şiiler arasındaki toplumsal tabanını