Bensu

Geçen yüzyılda yaşamış bir yazar: “İnsan, bedeninin içinde bir yere gömdüğü azapları, hoyratça ortalığa saçmamalı, nazikçe soymalı kabuklarını, zarafetle yaklaşmalı kendine. Aksi halde yaşamak, katlanılamaz bir buhrana dönüşür,” diyordu bir kitabında.
Sayfa 117 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Sadece derin kederleri olan insanlar şifacı olabilirdi.
Sayfa 117 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Yaralı insanları ancak başka yaralı insanlar anlayabilirdi.
Sayfa 117 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
İnsanlar aşık olmaz, kendi özlerindeki aşka ayna tutabilecek, öteki insanları bulurlar.
Sayfa 97 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
"Dünya, felaketlerin tekrarı üzerine kuruludur," demişti Mevlevi. Sonra, "An'da hissedilen acılar, geçmişin tekrarından başka bir şey değildir. Ne hücrelerimizdeki acıyı yok edebiliriz ne de kederi. Onları ancak fark edip görürsek hafifletebiliriz ama yine de yok edemeyiz. Şimdi hissedilenler, birileri tarafından yüzyıl önce de hissedildiler. Onlarca asır önce de. Zaman, deli bir pervane gibi etrafımızda dönüp dururken, geçmişten gelen bilgiyi de taşır. İnsanın iradesi ancak düğümleri görüp, kabul etmeye yeter. Olmuş olanı yok etmeye degil," demisti. O halde, kaç neslin bilgisi akmıştır hücrelerimize kimbilir. Kaç kuşağın gözyaşı, mutluluğu, acısı...
Sayfa 96 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu