Selma Karami'nin hem fiziksel hem de ruhsal bir güzelliği vardı, ancak onu tanımayan birine bunu nasıl anlatabilirim ki ? Hiç ölü bir insan, bir gülün kokusunu ya da bir derenin manzarasını hatırlayabilir mi? Prangalara vurulmuş bir esir, şafak vakti çıkan esintinin peşinden gidebilir mi? Sessizlik ölümden daha acı değil midir? Belki de onu anlatamayacak olmamın nedeni onun güzelliğini hakkıyla, parlak renklerle resmedemeyeceğimdendir.
Ben o yıl yeniden doğdum. Eğer insan yeniden doğmazsa hayatı, varoluş kitabında boş bir sayfa olarak kalır. O yıl cennetteki meleklerin, güzel bir kadının gözlerinden bana baktıklarını hissettim. Ve yine aynı yıl cehennemin bütün şeytanlarının, bir adamın öfke dolu kalbini mesken edinebileceğini de gördüm. İnsan hayatın güzelliklerinde melekleri, kötülüklerinde ise şeytanları göremediğinde bilgelikten uzaklaşır ve ruhunda ne bir şefkat ne de bir sevgi barınır.
Yalnızlık nasıl ki ruhsal heyecanın yoldaşıysa, hüznün de yoldaşıdır.
Hüznümün nedeni içsel bir hastalıktı. Bu hastalık, içimdeki oyun ve eğlence arzusunu öldürüyor ve yalnızlıktan haz almamı sağlıyordu.