Tanrı'ya inanmayan Levin yalnızca ağzıyla söylemiyordu bunu. Şimdi, o anda, içindeki kuşkuların değil, içinde olduğunu bildiği, aklıyla inanmasının olanaksızlığının bile tanrıya yalvarmasına engel olamayacağını biliyordu.
Bunların hepsi yok olmuş, uçup gitmişti ruhundan şimdi. Kendini, ruhunu, sevgisini elinde hissettiği ona yalvarmayıp da kime yalvaracaktı o an?
Yüzünde, ölülerin yüzünde görülen o, başka bir dünyaya geçişin kendisi vardı. Ama orada bir vedadır söz konusu olan. Buradaysa karşılaşma, kavuşmaydı...