“…On dokuz yaşıma kadar da anneme fotoroman okumaya devam ettim.
Sonraları sadece bir defa okumaya yeltendim i, ilk sayfadan başlar başlamaz gözlerimden yaşlar süzüldü, giderek hıçkırıklara boğuldum, okumayı bıraktım. Hiçbir çocuk annesinin mezarının başında mutlu bir aşk romanı okuyamaz sanırım. O günden sonra bende okumadım.”
İçimde farklı bir sızı var bilmem ki tam olarak nedendir? Bir otelde yanan insanlıktan mı? Zulmün elinden sıyrılıp sularda boğulan kalplerden mi? Özgürlüğü en büyük hakkı olan kuşların esaretinden mi? Bilmem ki hangi yara kanıyor…