İnanç ne zaman babadan oğula geçmeye başlarsa, aktif olarak değil de pasif olarak kabul edilirse: insanlar o inancı neden kabul ettiğini aktif bir şekilde sorgulamazsa işte o zaman inancın içi boşalmaya başlar ve sonunda insanoğlunun vicdanında bir mesele olmaktan çıkar. Bugünlerde de sıkça rastladığımız üzere, inanç zihnin dışında kalır ve bizi ilgilendiren meselelerde aklımızı kullanılmaz hâle getirir. İnanç, artık sadece ondan vazgeçmememiz için uğraşır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnandığı fikrin yanlış olduğu olasılığını istemeden de olsa kabul eden bir kimse kendi fikrinin doğruluğuna ne kadar inanırsa inansın fikri korkusuzca tartışılmadığı sürece fikrini boş bir dogma olarak görmelidir.
Parlak bir geleceği olsa da, kafir ya da sapkın damgası yemekten korktuğu için bağımsız bir șekilde düşünmekten korkan aydınlardan oluşan bir dünya ne büyük kayıplar vermektedir, kim bilebilir ki?
Düşünce özgürlüğü, sadece büyük düşünürler yetiştirmek için elzem değildir, aksine, sıradan insanların ulaşabileceği en yüksek düșünce seviyesine ulaşmaları için olmazsa olmazdır.