Müebbet hapislik gibi ara ara aklımdasın,
koğuşu olmayan bir ceza bu; gardiyanları suskunluk, duvarları iç sesim.
Kaçmaya niyetleniyorum bazen, sayımlarda eksik çıkmak için kendimi azaltıyorum,
ama sen hep oradasın: paslı bir anahtar gibi cebimde,
kilidi ben taşıyorum, kapıyı ben kilitliyorum.
İnfazım geceleri başlıyor;
her şey sustuğunda, düşünceler dile geliyor.
Suçum belli değil, dosya kabarık
bir bakışın delil sayılmış, bir gülüşün tutanaklara geçmiş.
Beraat istemiyorum artık;
çünkü özgürlük dediğin de insanın kendine anlattığı bir masal.
Arada iyi halden indirim bekliyorum,
unutmuş gibi yapıyorum olmuyor.
Sen, aklımın en dar koridorunda volta atıyorsun;
ben de her seferinde aynı yere dönüyorum,
çünkü bazı mahkûmiyetler insanın içinden başlıyor.