Yusuf Toprak YILDIZ

Yusuf Toprak YILDIZ
İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun.
IT Uzmanı
Eskişehir Üniversitesi
Kocaeli
2 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Kelimeler aldatıcıydı; kelimeler, bazı gerçeklerden uzaklaştıran küçük tuzaklardı.
Reklam
Müebbet hapislik gibi ara ara aklımdasın, koğuşu olmayan bir ceza bu; gardiyanları suskunluk, duvarları iç sesim. Kaçmaya niyetleniyorum bazen, sayımlarda eksik çıkmak için kendimi azaltıyorum, ama sen hep oradasın: paslı bir anahtar gibi cebimde, kilidi ben taşıyorum, kapıyı ben kilitliyorum. İnfazım geceleri başlıyor; her şey sustuğunda, düşünceler dile geliyor. Suçum belli değil, dosya kabarık bir bakışın delil sayılmış, bir gülüşün tutanaklara geçmiş. Beraat istemiyorum artık; çünkü özgürlük dediğin de insanın kendine anlattığı bir masal. Arada iyi halden indirim bekliyorum, unutmuş gibi yapıyorum olmuyor. Sen, aklımın en dar koridorunda volta atıyorsun; ben de her seferinde aynı yere dönüyorum, çünkü bazı mahkûmiyetler insanın içinden başlıyor.
Duygu ve Düşünce
Kendimle konuşmaktan yoruldum albayım. Cevapları hep ben veriyorum, itiraz eden yok. Bu yüzden her cümlem eksik, her kararım şüpheli. İçimde bir düzen kurmaya çalıştım ama yalnızlık, en disiplinli askeri bile firar ettiriyor. Bazen düşünüyorum albayım, belki de bu yalnızlık ceza değil, başlayamayan hayatımın uzun bir önsözü. Ama ne yalan söyleyeyim, önsöz çok uzadı… Kitabı okuyacak hâlim de kalmadı.
Duygu ve Düşünce
Zaman, biraz gecikirken bizi beklemekten, ben gözlerinin içinde, kendimle karşılaşıyorum bazen. Çünkü sen, anlatamadığım cümlelerin virgülüsün — durup nefes aldığım, devam etmeye cesaret ettiğim. Kaldırımların bile adı sensin artık, adımlarımı senden öğreniyorum. Ve inan, hiçbir saat seni beklediğim kadar geç kalmadı bana.
1000Kitap
Göz Göre Göre Hayatın
Göz göre göre hayatın önümden geçip gittiğini fark ettim bir sabah, diş fırçalarken aynaya bakamadım mesela — çünkü aynada hep başka birinin bakışları vardı. Belki de ben yoktum o sabah. Belki de hiç olmamıştım. Herkes gibi oldum, olmak zorunda kaldım, gülümseyen suratlar albümüne bir yenisini ekledim: adı “ben” olmayan bir fotoğraf. Göz göre göre hayatın bana ait olmadığını düşündüm sonra. Çünkü herkes bana ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyordu. Kendimi unuttum ben. Hatırladıklarım başkalarının hayatlarıydı. Televizyondaki kadın ağlıyordu, o bile benden daha gerçekti. Ben sustum. Ama sustuğumu da kimse fark etmedi. Çünkü çok güzel konuşuyordum dışarıdan bakınca. İçimde suskun bir haykırış vardı, kimse duymadı. Belki de duymak istemedi. Ben de zamanla kendimi duyamamaya başladım. Ve böylece göz göre göre, hayat gitti.
1000Kitap
Reklam