Bir kültür, bir geçiş döneminin derin sarsıntılarına yakalandığında, toplumdaki insanların da ruhsal ve duygusal başkaldırılarda bulunması anlaşılır bir durumdur ve insanlar, kabul edilmiş adetlerin ve düşünce tarzlarının artık emniyet sağlamadığını görünce ya farkındalığı bir kenara bırakıp dogmatizm ve konformizme gömülürler ya da yeni bir inanç veya yeni temeller üzerinde varoluşlarının farkındalığını yaşamak için kendilerini daha arttırılmış bir öz-bilinç yakalamak zorunda hissederler.