Werther, Lotte, Albert aşk üçgeni yakın zamanda okuduğum Franz Kafka'nın "Milena'ya Mektuplar" adlı eserindeki Kafka, Milena, Pollak aşk üçgeninin gölgesinde kaldığını söylemem gerek.
Alman edebiyatının en meşhur ve birbirine çok benzer şekilde ilerleyen iki aşk serüveni. Kafka'nın ki gerçeğin ta kendisi Goethe'nin ki kurgu. Belki de o yüzden Kafka'nınkinden daha çok etklenmiş olabilirim.
Goethe'nin eserindeki okuma deneyimim ise genel olarak iyiydi. Eserden bazı alıntılar:
“Oradan ayrıldığım için öyle mutluyum ki! Değerli dostum, insanın kalbini anlamak olanaksız bir şey! O kadar sevdiğim, o kadar bağlı olduğum senden uzaklaşıyorum ve bundan mutluluk duyuyorum! Kız kardeşinin geçit vermez cazibesi beni hoş bir şekilde oyalarken, o zavallı yürekte oluşan sevgi için bir şey yapabilir miydim?”
“İçinde bulunduğum anın tadını çıkaracağım, geçmiş geçmişte kalacak.”
“Anneme her şeyin yoluna gireceğini söyle.”
“Kendimi burada çok iyi hissediyorum. Yalnız bu cennet yörede kalbim için harikulade bir merhem oldu.”
“Kentin yoksul kesimi artık beni tanıyor ve seviyor, özellikle çocuklar.”
“Saygın biriyle daha tanıştım, prensliğin yargıcı, içten ve dürüst biri. Beni evine davet etti, en kısa zamanda ziyaretine gideceğim. Prensliğe ait bir av köşkünde oturuyor.
“’Güzel bir hanımla tanışacaksınız, ona âşık olmamak için dikkatli olun.’ dedi teyze. Niye dedim. ‘O sözlü biri, hem de çok akıllı bir adamla.’”
“Lotte’ye ‘Albert kim?’ dedim. ‘Albert akıllı bir adam, onunla nişanlı sayılırım.’”
“Tanrı’nın azizlerine layık göreceği türden mutlu günler yaşıyorum.”
“İşte böyle sevgili Wilhelm, dünyada en çok çocukları kendime yakın buluyorum.”
“Grup içinde Lotte’den bahsedilirken sergilediğim aptalca tavırları görmelisin.”
“Hayır, kendimi kandırmıyorum! Onun siyah gözlerinde bana
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma