Şimdi,saçlarıma aklar düştükçe,biri kafamın içinde eski bir fotoğraf albümünün sayfalarını çeviriyormuşçasına canlılığını koruyan anıların hücumuna uğruyorum.
Sen ve arkadaşların büyük kelimelerle ağzınızı dolduruyorsunuz: sosyal adalet,özgürlük, devrim... ne var ki bu süreçte insanlar hapishanelerde çürüyor, hasta oluyor ve ölüyorlar. Söylemler karın doyurmuyor.
İnsanlar bulutlara baktığında gerçek biçimlerini göremiyorlar, ya da zaten bir biçimleri yok, çünkü her an değişim halindeler.İnsanlar, kalpleri neyin özlemini duyuyorsa onu görüyorlar.