İnsan güzeli dillendirmeli, güzele karşı şevklendirmeli, dil cimrisi olmamalı. Türlü türlü eksikliği, yanımlığı, olmayışlığı rahatça dillendirebiliyorken müspet şeyleri söyle meye pek bir çekimseriz. Fikir beyan ederken "ama"larla dolu, olumlu olan ne varsa sünger gibi çeken cümleler kullanarak hakiki manayı değil de mananın posasını vermeye meyilliyiz. Geride tatmin olmayan kalpler, yerini bulamamış öksüz kelimeler, ıssız iletişim, sessiz gözler ve belki kırgın gönüller kalıyor.
Kâinattaki her şey aslı itibariyle güzel ken ve Rabbimiz kullarına nimet verme konusunda sonsuz cömertken, biz de yapabildiğimiz kadar güzel söz nimetini cömertçe hediye etmeye gayret edeceğiz. Bu gayret ise devamında şükretmeye vesile bir hayret hâline dönüşecek. Hayretle güzeli aramaya, bulmaya ve nihayet güzel olmaya iştiyakımız artacak. Ne mutlu haliyle, kâliyle gayret edenlere...
Dil cimrileri beri dursun, sözüyle kucaklayanlardan da biz geri durmayalım. Ayette "Sen huysuz, katı kalpli biri olsaydın, etrafindan dağılıp giderlerdi." (AH İmran Süresi, 159) buyuruluyor. Temennimiz ve duamız yumuşak bir kalp taşımak, her daim letafet sahibi olmak, latif yüreklerle beraber olmaktır. İnsanlann etrafımızdan dağılıp gitme çekincesinin yanında ruhumuzun da dağılmasına dur diyebilmek için evvela.
İşte bu nahif halden de kelimelerimize, sözlerimize, söylemlerimize akan güzelliği müşahede edeceğiz. Allah katında, kullar nazarında güzel sözlü özel kimselerden olmanın çocuksu sevinci dolacak kalbimize.
Güzel sözün sadaka olduğu bilincine varip dil cimriliğinden Rabbimize sığınacağız.
Sözlerimizin gökyüzüne bakmak kadar huzurlu, birilerinin tüm hayatına dokunacak kadar önemli olduğunu, aslında güzel söz söylemenin çok da zor olmadığını bilecek kadar dil cömerdi olacağız. Şairin dediği gibi,