Hata yapmanın ya da yapmamanın büyük bir fark yaratacağını düşündüğümüz konularda da bizi aldatabilecek şeyleri saptamaya büyük bir dikkat gösteririz. Ne var ki konu içler acısı muhakeme yetimize geldiğinde, esneyerek ve uyuklayarak her izlenimi dikkatsizce kabul ederiz, çünkü bunun zararını fark etmeyiz.
Büyük hiçbir şey bir anda olmaz; üzüm veya incir bile bir anda olgunlaşmaz. Eğer bana şimdi bir incir istediğini söylersen, sana bunun zaman gerektirdiğini söylerim; bırak önce çiçek açsın, meyve versin ve olgunlaşsın. İncir ağacının meyvesi bile bir anda olgunlaşmazken, insan zihninin meyvesini bu kadar kısa bir zamanda ve bu kadar kolay elde edebilir misin? Edebileceğini söyleyen ben olsam bile inanma.
Bütünün çok küçük bir parçası olduğunu bilmiyor musun? Bedeninden bahsediyorum, çünkü akıl bakımından tanrılardan aşağı değilsin; ne de olsa aklın büyüklüğü en veya boy ile değil düşüncelerle ölçülür.
Zira, iletişim sürecine girmiş iki insanın temel amacı hiçbir zaman özellikle saygısızlık göstermek değildir. Asıl amaç ve niyet, bir soruna çözüm bulabilmektir. Ancak, görüşler ortaya kondukça dikkatler “seçici bir körlükle" farklılıklara takılımaya başlayınca amaç, farklılıkların savunusu haline dönüşür. Kişiler savunu mantığına büründükleri zaman, adeta mayalanmış bir şekilde daha da fazla farklılık görmeye başlarlar ; "seçici körlükten.. kastedilen budur.