Öyleyse gerçek bir filozofta bulunması gereken değerleri saydığımız konuşmaya dönelim. Hatırlarsın, ilki doğruya bağlılıktı. Her yerde, her zaman doğrunun ardından gitmekti. Çünkü bir dalaverecinin gerçek felsefede yeri olamaz.
Kaptanın tayfalara yalvarıp kumandayı istemesi nasıl beklenmezse, filozoflara da, git zenginlerin kapısını çal denemez. Akıllı, zenginin kapısını çalar, diyen yalan söylemiş. Doğrusu şudur: zengin olsun, fakir olsun, insan hasta olduğu zaman hekimin kapısını çalar. İşinin yürütülmesini isteyen herkes de yürütülmesini bilene başvurur. Kumandan kalkıp, kendine gerçekten muhtaç olanlara: “Aman bırakın, kumanda edeyim” diye yalvarmaz.
Kendini felsefeye verenler, onu gençliklerinde bir eğitim olarak gördükten sonra bırakmayıp da fazla üstünde duranlar, kaçık diyemesek bile, bir tuhaf adam oluyorlar. En aklı başında olanları bile senin bu kadar övdüğün felsefe yüzünden devlete hizmet edemeyecek hale geliyorlar.