Ali Yalçın

SaİT'in yayımladığı fetva
"... Kurulduğu günden beri Din-i Mübin-i Ahmedi'nin temellerini yıkmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Reisi Mustafa Kemal ile arkadaşlarının ahkâmına aykırı hareket ederek Allah ve Hazreti Peygamber'i inkâr ettikleri ve Halife-i İslam'ı sürdükleri için gayrimeşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün İslamlar üzerine farz olduğu, Cumhuriyet'in başında olanların mal ve canlarının Şeriat-i Garra-i Muhammediyye'ye göre helal olunduğu ilan olunur. " Daha ne kadar açık olabilir ki ? Sorgu Odasında Apo
Alıntı
Reklam
Rüzgar Gülünden İbretlik Cümleler...
"Ben Şeyh Sait ve diğer ayaklanmalar ya da isyanlar, adına ne derseniz artık, bütün bunların Kürt nüfusun özgürlük için kendiliğinden bir başkaldırma meselesi olmadığını çok iyi biliyorum efendim...Cumhuriyet 1923'te kuruldu, sonrasında hilafet ve saltanat kaldırıldı. Ayrıca Lozan'da Cemiyeti Akvam'a bırakılan Musul meselesi var. Tam bu konunun orada görüşüleceği zaman ortaya bir Sait isyanı çıkıverdi. Şeyh Sait bir feodal ağa aslında. Milyona yakın hayvanı var, köylerin sahibi, zavallı Kürtleri maraba olarak kullanıyor. İstanbul'da da Seyit Abdülkadir var. Bunların ikisi de hilafetin zengin adamları. ...Cumhuriyet daha yeni kurulmuş, tutunmaya çalışıyor, ordu savaştan çıkmış yaralarını sarıyor ve üzerine isyan patlıyor. Ne yapacaktı hükümet yani ? Cumhuriyet yapması gerekeni yapıyor, isyanı bastırıyor, elbette doğru da yapıyor. Sadece doğuda değil batıda da bu hilafetçiler sıkıntılar yaratıyorlar. Yani Cumhuriyetin bu öz savunması Kürtlere değil, bütün Cumhuriyet karşıtlarına karşıdır... " Sorgu Odasında Apo
Alıntı

Ali Yalçın

, bir kitap okudu
10/10
·144 syf.·
3 günde okudu
·
2026 52. kitabı
Hasan Atilla Uğur
8.8/10 · 254 okunma
Bir varmış bir yokmuş
Yardımcım Emin Astsubay ile Apo’nun koluna girdik ve onu hücumbottan indirip komando birliğimizin sıraya dizilerek kurduğu patika yoldan geçirip kalacağı hücreye doğru yürümeye başladık. Uzun zamandır kafamda olan bir şey yaptım o sırada. Öcalan’ın kulağına eğilerek “Apo” dedim. “Hı” diye bir ses çıkardı. “Bir varmış bir yokmuş“ dedim. Tekrar aynı sesi çıkardı “Hı”
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı