“Bay Kemal”, “Bay bay Kemal”
Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle "evinize" girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz? Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği ’68 kuşağı’ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın, Deniz-Yusuf-Hüseyin’i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız? İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz. Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Cesetler birbirine karışmıştı; iki tarafta ayırt etmeden ölülerini beraber gömüyorlardı.
İki İngiliz eri, yerde yatan bir Türk askerini çukura atmak için biri omuzlarından, diğeri ayaklarından tutup kaldırdı. Ayaklarından tutan, ağzı burnu dağılmış, karnına birkaç kurşun isabet etmiş, her yerinde kanlar kurumuş Türk askerinin gözleriyle karşılaştı. Kanlı et parçalarının arasından gelen bakışı öyle etkileyiciydi ki İngiliz askerinin yüreğine işledi. Arkadaşına seslenmek mecburiyetini hissetti:
-Thomas bu daha ölmemiş.
-Salla gitsin, Çanakkale’de bu kadar ölünür!
Ölülerin arasına onu da attılar; biraz sonra üzerini toprakla örttüler.
“Yöneticiler kendi çıkarları için ülkenin zenginliklerini kullanıyorlar, doğal güzellikleri yok etmekten, halkı bilgisiz ve fakir bırakmaktan kaçınmıyorlar, halkı birbirine düşman ediyorlardı. Böylece insanlar birbirleriyle kavga etmekten, yöneticileri eleştirmeyi unutuyorlardı.”