Ela

Ela
Sadece kitaplar! Yaşadığımız her an kendimizi inşa ediyoruz.
94 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Aynı düşündüğüm bir kare, yaşama dair…
“Ne istiyorsun sen? Kusursuzluk mu?” “Ya da hiçbir şey. Bu yüzden de, ‘hiçbir şey’i seçiyorum.” “Mantığa uymuyor ama.” “İnsanoğlunun kendine sahip olma izni verebileceği tek arzuyu alıyorum, o kadar. Özgürlük, Alvah, özgürlük.” “Sen ona özgürlük mü diyorsun?” “Hiçbir şey istememek. Hiçbir şey beklememek. Hiçbir şeye bağımlı olmamak.”
Alıntı
Çanakkale Mahşeri
8/10
Hani derler ya kazanılmış zaferin acıları diye Çanakkale Mahşerini böyle tanımlayabilirim. Yazar o kadar iyi anlatmış ki! Duyguları ilmek ilmek yüreğimize işlemiş. Çok etkileyici olaylar yaşanmış. Milletimizin döktüğü her damla kan ve savaşın iç yüzünü de güzel anlatmış. Kayıplarımızı, acılarımızı, bağımsızlığımızı kaybetmemek için verdiğimiz o kanlı savaşta çok aydınımızı, insanımızı kaybettik. İstanbul’u korumak için. Canını ortaya koyan güzel insanlarımız: Mıstık’ı , Hasan Tahsin’i, Oğuz Amca’yı, Oğuz Amca’nın Oğlu Mustafa’yı, Ezineli Yahya Çavuş’u, Yusuf’u , Kınalı Murat’ı ve şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Onlar o gün orada savaşmasaydı bugün burada olamazdık. Lakin kitapta beni rahatsız eden bir durum var. Yazar bütün olayları çok çarpıcı bir şekilde anlatmış ama Mustafa Kemal’den çok bahsetmemişti. Üç yüz elli sayfa boyunca heyecanla bekliyordum. Sanırım Çanakkale’deki şehitlerimize daha çok yer vermek istemiş. Çanakkale zaferini; anladığım kadarıyla Mustafa Kemal’e ya da birkaç komutandan ziyade ismi geçmeyen şehitlerimizi anlatmak istediğini gördüm. Yine de Mustafa Kemal’den de biraz daha kitapta bahsedilebilirdi. Bunun dışında gayet okunabilir nitelikte çok etkileyici bir kitap. Edebiyat öğretmeni kuzenimin şiddetli tavsiyesi üzerine okuduğum bu kitap, aklımın bir köşesinde daima yer edicek gibi. İyi okumalar, çiçekli günler dilerim.
Duygu ve Düşünce
Çanakkale Mahşeri (Ciltli)Mehmed Niyazi · Ötüken Yayınları · 20172,079 okunma
Demokratik bir faaliyet :)
“Karar vermek için bir şefimiz olmalı , bana kalırsa.” “Bir şef! Bir şef!” Jack, dolambaçlı yollara sapmayı hor gören bir küstahlıkla,”Şef ben olmalıyım” dedi. “Çünkü benim, katedralin korosunda da yerim var. Hem de bu koronun başındayım. Do diyezi bile söyleyebilirim ben.” Çocuklar gene fısıldaştılar. Jack,”Öyleyse” dedi, “ben…” Jack duraksadı. Roger adlı esmer çocuk kıpırdandı ve konuştu: “Oya koyalım.” “Tamam!” “Şefi oyla seçelim!”
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Alıntı