Cesetler birbirine karışmıştı; iki tarafta ayırt etmeden ölülerini beraber gömüyorlardı.
İki İngiliz eri, yerde yatan bir Türk askerini çukura atmak için biri omuzlarından, diğeri ayaklarından tutup kaldırdı. Ayaklarından tutan, ağzı burnu dağılmış, karnına birkaç kurşun isabet etmiş, her yerinde kanlar kurumuş Türk askerinin gözleriyle karşılaştı. Kanlı et parçalarının arasından gelen bakışı öyle etkileyiciydi ki İngiliz askerinin yüreğine işledi. Arkadaşına seslenmek mecburiyetini hissetti:
-Thomas bu daha ölmemiş.
-Salla gitsin, Çanakkale’de bu kadar ölünür!
Ölülerin arasına onu da attılar; biraz sonra üzerini toprakla örttüler.