Dumanları arasındaki görüntüye bakıp içimden Şimdi dedim. Lütfen, şimdi olsun.
Bir mucize oldu ve dumanların arasında bir borazan sesi duyuldu. Bu, okyanusun, Poseidon'un sesiydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Nereye gideceksin?" diye sordu.
Mağaranın girişine bakıp yaşayanların dünyasına giden uzun yolu düşündüm. "Savaşı başlatmaya gidiyorum." dedim. "Hem artık Luke'u bulsam iyi olacak."
Hestia dikkatle beni süzdü. "Henüz anlaman güç olabilir" dedi. "Peki, görevine devam edecek misin?"
"Bu yüzden mi buradasınız?" diye sordum. "Beni daha da ileri gitmemem için uyarmak için mi?"
Hestia kafasını salladı. "Burada olmamın nedeni şu: hiç bir çözüm işe yaramadığını, tüm tanrılar savaşa gittiklerinde, geriye bir tek ben kalıyorum. Ev. Ocak. Ben son Olimposlu yum. Nihai kararını verdiğinde, beni hatırlamalısın."
"Merhaba! dedim. Ahırları temizleyecektim de. Güzel olmaz mı sence de?
Evet! dedi at. İçeri gel! Yerim seni! Ne tatlı melezsin sen!
İtiraz ettim:Ama babam deniz tanrısı Poseidon. Atları o yarattı.
Genelde bunu söyledim mi at dünyasında baş köşeye oturtulurum;ne var ki bu kez öyle olmadı.
Evet! dedi at şevkle. Poseidon da gelsin! Denizden baban çıksa yerim! Deniz mahsulü yenmez mi hiç!
Tyson'ın üzerinde dönüp duran şey, parlak yeşil bir üç dizli mızrak, bir Üçlü Yabaydı. Bu poseidon'un beni oğlu olarak kabul ettiği gün başımda beliren sembolün aynısıydı.