Evrendeki milyarlarca fenomen içerisinden seçilmiş birkaç kısır örnek üzerinden "Düzen yoktur." iddiasında bulunmak gerçekten sağduyulu insan aklının faaliyetlerinden oldukça uzaktır. Zira düzen pozitif bir durumdur. Her halükârda açıklanması gerekmektedir. Zira insanın bilgisi kısıtlıdır. Düşünmeyi bilen her insan tüm olguların düzenini bilmediğini ve henüz hepsinin keşfedilmemiş olduğunu bilir.
İnsanlar isimlendirmelerden büyülenmeyi bırakmadıkları sürece ne okurlarsa okusunlar koyunlar gibi isimlerin peşinden koşarlar. Unvanı belirleyen böylelerinin fikirlerini de belirlemiş olur. Eleştirel okuma melekesini asla geliştiremezler. Çok okusalar dahi öğrenemezler. Başkalarına fikri köle olmaktan kurtulamazlar.
Bir kişi ciddiye alındıysa ve önemli bir isimlendirmeye ulaştıysa en saçmaladığı noktalarda bile hikmet aranır. Adı karalandı ise her sözünde bir sıkıntı aranır.
Ortaçağ papazı -kaba oryantalist- aydın müsveddesi üçgenini neredeyse her tenkidin tabanında müşahede etmek mümkündür. Sosyal medyada görülen tenkitler genellikle "aydın müsveddesi" dediğimiz kişilerin cahilane tenkitlerinin daha da cahilane ifade edilmiş formlarıdır.
Sömürgecilik ve ilk dönem kaba/ilkel oryantalistler ortaya çıktığında, ellerinde İslam'ı inceleyecekleri ilk kaynak Ortaçağ'da kilise papazlarının yazdığı eserlerdi. İslam hakkında zihinlerindeki şablonları belirleyen bu eserler oluyordu.
... Bu kaba oryantalistlerin yazdıkları sömürgecilik dönemindeki siyasi gücün etkisiyle doğu coğrafyasında okunur oldu.