Hz Ali'ye atfedilen bir söz var "kişi, dilinin altında gizlidir" diyor. Bu söz aleni bir ifadeyle "kişiyi en güzel anlattıklarıyla tanırsınız" anlamı taşıyor. Derinlemesine incelediğinizde ise "bu tanıma, kişinin kendi çizdiği profili tanımak değil, kişinin profil çizmeye çalışırken kullandığı dil, yargılamaları, örnekleri ve onları değerlendirmesi ile kişinin gizlemeye çalıştığı ve dahi çarpıtarak farklı göstermeye çalıştığı yönleri tanımak demektir" diyor. Yani kişinin birinden neden şikayetçi olduğu, o kişinin kendinde bulunan bir huya işaret eder. Bir kişiye dair küçümseyici tavır, yine kişinin kendi eksik yönüne işaret eder. Bir kişide hakir görülen özellik de aslında şikayet edende mevcuttur vs. gibi bir çok çıkarım yapılabilir bu ilkeye göre.
Dolayısıyla basit bir söz gibi duran bu söz, aslında bir ilkedir ve psikanalitik psikolojinin bilinç dışı çözümlemesi dediği şeyin de tam anlamıyla klasik ifadesidir. Bu minvalde "kişinin söylediklerinde, söylediklerinden çok söylemedikleri bulunur" yargısı da bu sözden çıkartılan önemli bir çıkarımdır.
Altay Cem Meriç, eserinde, tam olarak bu ilkeyi merkeze alıyor ve müsteşriklerin söylemlerinden yola çıkarak onların çıkarımlarının tam tersini ispat ediyor.
Altay hocanın mezkur tespitlerinde öncül olarak müsteşriklerin ifadelerini kullanması "meseleye duygusal yaklaşmış" iddiasını peşinen çürütüyor. Ve böylece hoca cesurca "aslında nübüvvet muhalifleri bile nübüvvetin hak olduğunu itiraf etmişler. İşte bu yüzden nübüvvet saf bir gerçektir" diye haykırıyor.
Eseri değerli kılan üslupsal özelliği ise klişe akademik kitapların hilafına sadeliği ve anlaşılır üslubunu hiç kaybetmemiş olması.
Eseri eleştirilebilecek yapısal husus bazı bölümlerin lüzumundan fazla uzatılmış olması olabilir. Ancak muhataplarının inkarda ehil