Altay Dağları’nın Baykal Gölü’ne bakan yamaçlarındaki bir Türk obasında doğmuştu. Doğduğunda Altaylardan dokuz uluyuş sesi yükselmiş. Öyle derdi koca atası Törelibay. “Sen toğanda oğulbek, Altay tağlargından tokkuz böri uludı. Jigit toğanda tokkuz böri uludıysa, ol jigit ajungun tokkız yeringe baş bolır,” deyip Kantubay’ı omuzlarından tutardı ve gözlerinin içine, dokuz kutsal börü gibi bakardı. “Aşite bolmag, ne dimegdir bilgen mi? Aşite bolmag ajunga diz çödirtmegdir oğul.” Acun’a diz çöktürecekti Kantubay. Türk olmayan herkesi Türk’e biat ettirecekti, beş bin yıllık yüce Türk ülküsünü, beş bin yıl sonrasına taşıyacaktı.