Hakikatin ışığı, insanın sadece duygularını yahut aklını değil bütün varlığını aydınlatır. Bu yüzden Sadra şu Kur'ân ayetini de nakleder: "Allah'ın göğsünü İslam'a açtığı kişi Rabbinden bir nur üzeredir."
"Kem âlât ile kemâlât olmaz".
Düşünce yanlış ise dil de bundan nasibini alır. Dil asaletini yitirmişse düşünce de fakirleşir. İstikamet kaybolmuşsa, ne düşünce ne de dil bizi hakikate götürebilir.
Kainattaki düzeni sürekli kılan, Yaratıcı'nın rahmet ve inayetidir. Allah her şeyi yeniden yaratmakta olduğundan, bu iradenin tecellisi de süreklidir, dinamiktir ve her an terütazedir.
Rüzgarı ve denizi bilmeden yelken açmak, ağaçları tanımadan marangoz olmak, toprağı anlamadan mahsul almak mümkün değildir. Varlığın manasını kavramadan anlamlı bir hayat yaşamak mümkün değildir.
Varlığın Keşfi Olarak Tefekkür
Var olmak, bulunmayı istemektir. Neyi bulmak istiyorsak, onun tarafından bulunmayı arzularız. Bulduğumuz şey ile bizi bulan şey arasında uyum varsa, huzur ve bütünlük nasibimiz olmuş demektir.