Yasemin Karakuş

“Aklımızın ardından gidelim. insanların takdiri de canı isterse arkamızdan gelsin” diyor, Montaigne. biliyorum şimdi içinden:”duyguların peşinden giden biri mi söylüyor bunları ?” diyorsun. evet öyle! sevgili dost duygularımızı makinelerin çarkına vermeyelim elbette. elbette binlerce metre yüksekten bırakalım kendimizi boşluğa. ama sırtımızda bir paraşüt olmasının bize ne zararı var?Çinliler:”akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, daha akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır” demişler. sen bu sözün neresindesin
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Halbuki sevgi, ayrık otları gibi rastgele büyümemeli kalbimizde. itinayla seçilmeli toprak; ağacı görmek istediğimiz yere ekilmeli tohum. çünkü toprak tohumun kıymetini bilirse izin verir dışarıya çıkmasına
Sevgili Dost, Sen de bu sabah perdelerimi çektiğinde gizli bir sevinçle;”kar yapmış!” Dedin. Sonra haber verdin evdekilere. Herkes pencereler koştu. Zaten perdeler, aylardır bu manzarayı gösterebilmek için, kapanıp açılıyordu. İlk kar, ağaçların, kedilerin ve kasketlerin rengini değiştirdi. Bu yüzden ısıtıyor. Her sabah yeni manzara görecekmiş gibi camlara koşup, değişen hiçbir şey olmadığını görmek ne soğuk. düşüp yuvarlanan bir bozuk paranın peşinden koşarken, kelimelerin üzerine basa basa yürümek ne soğuk! dizlerine kadar gömüldüğün karda yürümekte ne var! boğazına kadar battığın kelimelerin içinde yüzmek ne soğuk!
Sevgili dost, Eksil bilgi bizi yanlış adreslere götürür. Arkadaşlıklar, dostluklar, ortaklıklar ve evlilikler hep bu yüzden biter. Kim bilir hayatımızda kaç kez;”Nasıl da tanıyamamışım!” Demiş, kaç kez ince buz tabakasına aldanıp üzerinde yürüdüğümüz gölün soğuk sularında bulmuşuzdur kendimizi.
Sevgili dost, Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, ellini bulabilirdim onların içinden.