İtiraf etmeliyim ki ilk 33. Sayfasına kadar yarım mı bıraksam acaba diye kendimle mücadele ettim. Okuma gurubumuzdan bir kaç arkadaş devam etmelisin deyince, ha gayret deyip devam ettim.( Bu arada etkinlik kitabımız bu kitap değil ) iyikide etmişim. Birkez daha teşekkürler Mehmet bey .
Içine daldıkça toplumumuzda kanayan şiddet yarasına değinmesi beni kendine çekti. Yazarla tanışma kitabım çok beğendim. Akıcı, naif bir kalemi var yazarın. Yedire yedire, sakin sakin anlatmış, okadar ki konusu şiddet olan ( yan konusu) kitabın sayfaları arasında sinirlenmediğimi fark ettim. Bu beni çok şaşırttı.
Eskici Rıza bey den oğlu Cemil'e sirayet eden şiddet uygulama dürtüsünü ve pişmanlıkları okuduk.
Tamda ben kadına şiddetle ilgili Seminer hazırlığı içindeyken bu kitabın denk gelmesi bana çok büyük katkı sağladı.
Kitabı alırken aslın da içeriği ile alakalı pek bilgim yoktu . Adı ile müsemma bir hikaye bekliyordum.
Kitabin asıl konusu kişinin kendini araması iç hesaplaşmaları, ve yitirdiklerinin ardından gelen gam "Güneşe çıkmak ıstiyorum." Diyen Cemil beyin iç dünyasını, vicdan azabını düşünün artık. Bir babanın oğluna ne güçlükle söylemiş olabileceğini tahmin edersiniz sanırım. Malumdur (kadına güzellik - erkeğe güç )atfedilmiş.Maalesef ki bizde de Dünyada da bu fiziksel üstünlüğü erkekler kadınlar üzerin de kullanmaktan çekinmiyor ( Erkek adam hem sever hem döver nasihatları ile büyümüş bir toplumuz) Erkek iç dünyasını pek açamaz yapısı gereği . Hele ki oğluna... Ama son düzlükte Cemil bey ayan beyan ortaya koyuyor kendini.
Kitabin bir diğer güzel tarafı , ülkemizde yaşanmış tarihsel ve siyasal olaylara, şöyle bir tadımlık, kararında değinmesi.(12 Eylül 1980 darbesi vs.. gibi )
Son olarak sadece şunu söyleye bilirim. Biz ata - erkil bir toplumuz. Malesef ki gelişimimizi