Kitaplarla varolus

Kitaplarla varolus
@YasoD
"Dayanamıyorum artık Theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. Unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. Kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum..." Vincent van Gogh
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir, yerli fantastik edebiyatın en samimi ve özgün örneklerinden biri. Benim gibi Sezgin Kaymaz’ın kalemiyle ilk kez tanışacaklar için, gerçekten muazzam bir başlangıç. Hikayemiz, varlıklı ailesinden ve pırıltılı hayatından sıkılıp her şeyi geride bırakan Eczacı Musa’nın, Ankara’nın en nev-i şahsına münhasır (!) semtlerinden biri olan Uzunharmanlar’a taşınmasıyla başlıyor. Ancak Musa’nın bu yeni hayatı, hiç de beklediği gibi geçmeyecektir. Çünkü daha ilk günden mahalleli onu geri göndermek için planlarına başlamıştır. Musa’nın kiraladığı evde yalnız olmadığını anlaması çok uzun sürmüyor. Gaipten sesler, yanıp sönen ışıklar... Arada bir demlenen çaydan başka dermanı yoktur artık. Derken karşımıza kimilerinin Aspendos dediği, Musa’nın Misafir lakabını koyduğu Leyla çıkıyor. Geçmişi ağır, dili daha da ağır Leyla'nın. Çaylar içildikçe Musa ile aralarında sevgi de filizlenir. Biz de Uzunharmanlar’ın aslında ne olduğunu çözmeye çalışırız...️ Sezgin Bey, İç Anadolu şivesini kitabın her köşesine ustalıkla yerleştirmiş. Kurduğu zekice denklemler ve olay örgüsü, insanı tıpkı Musa gibi büyük bir ikilemde bırakıyor; sayfalar ilerledikçe doğru veya yanlış bildiğiniz her şeyi size yeniden sorgulatıyor. Kitabın bütününe yayılan o hüzünlü atmosfer, son sayfalara doğru yerini derin bir sorgulamaya bırakıyor. Özellikle "Aşk ne? Tutmak mı salmak mı?" sorusu üzerine kurulan o muazzam final, gerçek aşkın ne kadar fedakar ve bencil olmayan bir duygu olduğunu hatırlatıyor bizlere. Uzunharmanlar sakinlerinin gerçek amacını öğrendiğinizde ise, her şey zihninizde bambaşka bir yere oturacak. Hem güldüren hem de kalbinize dokunan bu modern masalı mutlaka okuma listenize eklemelisiniz. Dipnot: Devlet Tiyatroları da bu eşsiz eseri sahneye taşıyor. İzleme
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,309 okunma
Reklam
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Yeryüzü Sürgünleri, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını, asıl yıkımın insanların kalbinde başladığını anlatan çok etkileyici bir roman. Hikâye, Birinci Dünya Savaşı zamanlarında Midilli’de yaşayan Hasan’ın hayatı etrafında şekilleniyor. Hasan, anne ve babasını kaybetmiş, sessiz sakin bir hayat süren 19 yaşında bir delikanlı. Adadaki Türkler ve Rumlar yıllardır bir arada yaşayan insanlar olsa da dönemin siyasi olayları ve dış güçlerin kışkırtmalarıyla bu huzurlu ortam bozulmaya başlıyor. Bir anda dostlukların yerini korku ve öfke alıyor. Hasan ise bu nefretin bir parçası olmayı reddediyor. Çocukluk arkadaşlarına silah doğrultmamak için doğup büyüdüğü toprakları terk ederek babasının bir tanıdığının yanına sığınmak için Ayvalık’a gidiyor. Ama insan bazen nereye giderse gitsin kaderini de yanında taşıyor. Hasan, burada da savaşın ve işgalin acı yüzüyle karşılaşıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey Hasan’ın iyi kalmaya çalışması oldu. Çünkü savaş ortamında bile vicdanını kaybetmemesi, onu diğer karakterlerden ayırıyor. Şule hanım da bu karakter üzerinden aslında çok önemli bir şeyi anlatıyor: Savaşları çıkaranlar başkaları olsa da bedelini her zaman halk ödüyor. Kitabı okurken sadece bir dönemin tarihine tanıklık etmiyorsunuz; aynı zamanda insanların nasıl ayrıştırıldığını, nefretin toplumları nasıl değiştirdiğini de görüyorsunuz. Bu yüzden Yeryüzü Sürgünleri sadece bir tarihî roman değil, aynı zamanda insanlık üzerine düşündüren hüzünlü bir hikâye.
Yeryüzü SürgünleriŞule Akşun · Destek Yayınları · 202627 okunma
Şu mutluluk denilen, ele avuca gelmez kuşu yakalamak, o kadar da zor değildi. Mutluluk; her yerde karanlıkken, bir çocuğun yüzündeki aydınlığa ve saflığa güvenmekti.
Bazen öyle bir yol ayrımına gelirsin ki ölsem de yapmam dediğin şeyleri yaparken bulursun kendini.
Reklam