ÖZÜR DİLERİZ!
Öğretmenim, inanın bizler tebeşir tozuyla yoğrulup kara tahtaya adını yazdığımız anda yaşıyoruz hala. Küçücük yüreklerimize altın harflerle kazıdığınız en güzel yıllarımızın tadı hala damağımızda geziniyor. Bizler sizin en kıymetliniz olarak kalmak istiyoruz, lütfen merhametinizden nasibini almayan biri için bizi tebessümüz bırakmayın olur mu? Şunu bilin ki birileri çıkıp onca sevginin, bir o kadar da saygının tam ortasına hançeri saplayıverdi ya bizler de öğrencileriniz olarak sizlerle öldük. Öğretmenim, kalbimize ektiğiniz sevgi tohumuna yeteri kadar bakım yapamadığımız, hak ettiği kadar sulayamayıp çoraklaştırdığımız, ayarı kaçırıp çamurlaştırdığımız için tüm siyah önlüklüler adına özür dileriz.
Öğretmenim, bizi affedin demeye dilim varmıyor. Utanıyorum hem de çok utanıyorum. Bugün güneş her zamanki gibi doğdu zannedenlere inat biz güneş batana kadar başımız önde dolaştık. Kaldıracak yüzümüz de yoktu mecalimiz de. Bizler okul bahçesinde oradan oraya koşarken dizlerimiz kanadığındaki masumluğumuzla kalmak istiyoruz ne var ki beyaz tebeşir rengi bembeyaz önlüğünüzü kırmızıya boyandığını gözyaşları akıtarak izliyoruz. Keşke zamanı geri sarmaya gücümüz yetseydi. Öğretmenin, tek sınıflı okulda, harıl harıl yanan sobanın yanı başında ders anlattığınız, bizlerin ise pür dikkat sizi dinlediğimiz günler hatırına da olsa affedin demeye dilim varmıyor ama gözlerinizi kapatıp masum kuzucuklarınızı hatırlayıp biraz olsun teselli bulun olmaz mı? Lütfen, bizi masum çocukluğumuzla hatırlayın olur mu? Öğretmenim, şehirden kilometrelerce uzakta kalbimize nakşettiğiniz sevgiyi, saygıyı ve merhameti o sevimli köy okulunda bir başına terk ettiğimiz için tüm mavi önlüklüler adına özür dileriz.
Öğretmenim, uzun koridorlarda çınlayan sesiniz karşında çiçek olan biz