Bir çocuk, tıpkı bir filiz gibi, en iyi şekilde, yeri değiştirilmemekle gelişir. Çok fazla yolculuk, çok değişik etkilenmeler gençler için iyi değildir ve büyüdükçe tekdüzeliğe dayanamamalarına neden olurlar.
Fazla heyecan yalnız sağlığı tehlikeye düşürmekle kalmaz, her türlü isteği de körleştirir ki, bu da organik doyum yerine gıdıklanma isteğinin, mantık yerine zekânın, güzellikler yerine kaba şaşırtmacaların geçmesi nedeniyle olur.
Bizim, atalarımızdan daha az canımız sıkılıyor, ama can sıkıntısından daha fazla korkuyoruz. Biliyoruz ki can sıkıntısı alın yazımız değildir ve yeterince çaba gösterip heyecan peşinde koşarsak ondan kaçınabiliriz.