Zamanımızda herkes kütleden sivrilerek bireysel bir hayat yaşamak peşinde... Oysa kişiliğini belirtmek için kendini geliştirmeye çalışan insan, bu çabalamanın sonunda ruhsal bir yalnızlığa düşer. Böylece dolgun, dört başı mamur bir hayat yerine manevi bir intiharla yüz yüze gelir. Evet, yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakini de kendinden nefret ettirmek sonucunu veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça ' Artık kudretliyim, hiçbir ihtiyacım kalmadı! ' diye düşünür. Akılsızın, ne kadar çok biriktirse kendisini o ölçüde ölüme götüren bir iktidarsızlığa güttüğünden haberi yoktur, çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek olarak sivrilmiş, ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmamaya alıştırmıştır.
Staretz, vakarla,
— Siz de üzülüp kendinizi sıkmayın, çok rica ederim; dedi. Serbest, evinizde gibi davranın. Her şeyden önce kendinizden bu kadar utanmayın, hepsinin başı budur.
— Evimdeki gibi mi olayım? Yani doğal halimde mi olayım?.. Yo, o kadarı fazla; pek fazla, ama duygulanarak kabul ediyorum.
................
“Kendinizden utanmayın, hepsinin başı bu!” derken nerdeyse içimi okudunuz. Bir toplulukta herkesin beni soytarı olarak gördüğü duygusuna kapılıyorum her zaman. O zaman, “Pekâlâ, öyleyse ben de soytarılık edeyim,” diyorum, “vız gelir hakkımda düşündükleriniz... Çünkü sizler benden daha aşağılıksınız!” Bunun için soytarıyım; utancımdan soytarıyım, yüce Staretz... Vesvese, kuru gürültü benimki... Herhangi bir yerde en sevimli, en akıllı adam olarak karşılanacağıma emin olsam, ah Tanrım, ne iyi bir insan olabilirdim ben!