İhtiyarlık diye bir olguya inanmıyorum, çünkü gençliğe de inanmıyorum.
Çocukken de, genç iken de ihtiyarı içinde taşıyorsun, yaşlanırken de çocuğu..
Ancak yaşlandıkça duygusallaşma biçim değiştiriyor. Gençlik duygusallığı öfke,beklenti,başkaldırma,cesaret gibi duygularla iç içe, ama yaşlandıkça duygusallığa acımsı tatlar karışıyor,buruk..
Aşk sözcüğüne anlamını veren, bedeninin tüm hücrelerinde, sinirlerinin her atomunda duyduğun bir duygudur. Sonra bir gün,bir rastlantı,yeniden aynı heyecan,aynı coşku,aynı yoğunlukta yaşanan anlar..İnanamazsın.Bir düşteyim sanırsın.
Kitaplarda benim için böyledir.
Eski aşklara dönemezsin ama eski kitaplara dönebilirsin..
Erkeklerden uzak oluşum nasıl bir sonuca varacak bilmiyorum. Zaten hiçbir sonuca varmaz. Başlangıç ve son yok zaten, her şey aynı. Bende aynı ve iyiyim..
Belki de ben bugün ilk defa her şeyin sonundayım..
Gene bir yığın günler geçip gidecek ve ben kendime, işte bugün ilk defa her şeyin sonundayım mı diyeceğim?
Korkuyorum,korkuyorum,korkuyorum...