Çok enteresan...
Belli bir makama gelen insanlara bakıyorsunuz, Sanki her şeyi kendi kudretleri ve yetenekleri ile olmuş gibi düşünüyorlar. Ya da belli bir varlık elde edenler, her şeyin kendi çabalarıyla olduğunu sanıyorlar. Lütuf Sanki hiç söz konusu olmamış gibi... Görünmez bir elin onları iteklemediğini düşünüyorlar.
Bir yazarın sözü aklıma geldi. Bazı insanlar, okudukları kitaplardan cümle bile hatırlayamadıklarını söyler. O yazar da şöyle cevap verir: "Bir portakal yediğinizde içindeki vitamini hatırlıyor musunuz?" Aslında biz kitaptan, yolculuktan ya da insandan bir ruh bir öz alıyoruz. Onlar yavaş yavaş bizi şekillendiriyor.
insanin içine muazzam doğuşlar gerçekleşiyor. Belki su konuyu da ele almalıyız: İnsan ilişkilerinde, daha saldırgan ve sınır tanımaz kişiler, çoğu zaman haddi aşma eğiliminde oluyor. Günümüzde *narsistik kişilik" olarak adlandırılan yapı, siklikla baskalarının suistimali üzerinden kendine mutluluk devşiriyor. Böyle insanlarla karşılaştığımızda, onların bizi bütünüyle istila etmesine engel olabilmeliyiz. Bazı insanlar çok munis tabiath oluyor. Çabuk *eyvallah" diyor, karşısındaki insanı üzmemek için kendinden ödün veriyor. Fakat bu durumda kendi ruhu istila altına giriyor. Bir ortamda hep bir kişi konuşurken, diğeri sustukça susuyor. Konuşamıyor, sesi kısılıyor, kendini ifade edemiyor. Bu da zamanla ezilmişliği, sinmişliği ve içe kapanmayı beraberinde getiriyor. Oysa haddi aşanlara karşı haddi savunmak, bir müminin görevidir diye düşünüyorum.