Hiçbir şey siyasal ya da toplumsal değildi, sadece modern ya da modern olmayan vardı. Her şey modernite meselesiydi. Insanlar "özgür" ile "liberal"i birbirine karıştırıyordu, liberal denen toplumun kendilerine mümkün olan en çok şeye ve hakka sahip olma imkânı sunacağını düşünüyorlardı.
Searle, Wittgenstein'ın II. dönemindeki "dil oyunları" kavramından hareket ederek, söz edimlerini bireylerin arasındaki uylaşım yoluyla kurallarını koydukları toplumsal ve kurumsal bir oyuna benzetmektedir.