Anladı ki bu kez ne beklentiler ne kurallar ne de planlar olacaktı. Köşeli çerçevelere sıkıştırmadan, kendi getirdiği ve götürdüğü şekilde yaşanan şeyin 'gerçek bir yaşam' olduğunu artık öğrenmişti.
Gözlerini yumdu, burnundan derin derin nefes alıp verirken yüzüne taze bir gülümseme yayıldı: " Bize ayıplarımızı itiraf edebilmek, kabullenmek ve düzeltmek için güç ver; rüzgarınla, suyunla, toprağınla, ateşinle... Bize başkalarında açtığımız yaralar için gönülden özür dileme ve bundan ders alma kuvveti nasip et! Alas, alas, alas.
Hiç kimsenin kendini haksızken haklı sanmasına izin verme. Zalimlerin masumları kendi kibir ve suç çamuru içinde boğmasına engel ol.