Bizim millet acıya alışmış. Biz, hepimiz bahtsızlığa o kadar alışmışız ki sevinç anormal geliyor. Bilmez misiniz biz de yüksek sesle gülmek ayıpların en başında sayılır. Hele çocuklar için... Sonra hocalar bize cennetin sevinçleri yerine cehennemin işkencelerini belki de bu sebeple anlatırlar.
İçinde yaşadıkları toplumla bir kez ayrı düşmüşler. Hayatımızı, insanlarımızı beğenmiyorlar. İstedikleri gibi değiştirmeye güçleri yetmiyor. Böylece bir boğuşmayı göze alamıyorlar. Üstelik yenilgi de çöktü. Geçmişe saklanıyorlar , sembole saklanıyorlar. Hiçbirinde işe yarar, yol gösterir aydınlık yok.
Bu memlekette artık "düzen, sorumluluk" kelimeleri insanı güldürebilirdi o kadar... Eğer " Ben sorumlu düşerim sözü, " Bu işte benim kârım ne olacak?" anlamına gelmiyorsa ...
Aslında gerçekten rahatlamaz, avunur ademoğlu... Belki de avunmamız bile kendi sanrımızdır. En iyi avuntu da dünyadan vazgeçtiğimize, hırsları zincirlediğimize kendimizi inandırmak... Yalan da olsa inandırmak...