📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fırfır Ali, bizim mahallenin üç sokak ilerisindeki meyhanenin müdavimlerindendi ve evi bizim sokaktaydı. Sokağın bütün sakinlerinin sorgulandığı ve Doğan amcanın ifadesi düşünülürse, Fırfır Ali’nin polisin gözünden kaçmış olmasına imkân yoktu. Öyleyse neden polis hâlâ Şerafettin abiyi bulamamıştı? Yoksa Fırfır Ali de mi onun yerini bilmiyordu? Kafalarını kemiren bu soruyla bizim cevval dedektifler kendilerini Fırfır Ali’nin tek katlı, iki göz odalı gecekondusunun bahçesinde bulmuşlardı. Tüm çabalarına rağmen çaldıkları kapı açılmamıştı. Fırfır Ali de Şerafettin abi gibi sırra kadem bastığına göre bu cinayeti ortak işlemiş olma ihtimalleri çok yüksekti. En azından Çavuş’un fikri bu yöndeydi. Belli ki Fırfır Ali polise yalan ifade verdikten sonra foyalarının ortaya çıkacağından korkmuş ve ortadan kaybolmuştu. Belki de Şerafettin abi ile aynı yerde saklanıyorlardı.
Annesinin yanına oturdu. Titrek ellerini avuçlarına aldı. Derin denizler kadar karanlıktı bakışları. Yorgundu, bıkkındı, bitkindi, çok uzaklardaydı. Yanaklarından öptü.
Keriman’ın evinden çıkan Cinayet Büro ekibi soluğu Hayrettin’in gizli aşkı Sebahat’in evinde aldı. Bütün kredimi Keriman’ın kapısının önünde harcadığımdan, anlayacağınız üzere oraya girmeme izin vermedi Feride Komiser. Fakat benden kaçar mı? O akşamüstüne doğru öğrendim işin aslını astarını. Sebahat hiç inkâr etmemiş Hayrettin’le ilişkisini. “Karısını boşayacaktı, beni alacaktı,” demiş. Eski kırığı öldürmüş olamazmış çünkü adam iki aydır hapisteymiş. Siz şimdi bunları nereden öğrendiğimi merak ediyorsunuz, değil mi? Yok yok, bu sefer Selim Bey’den değil, Sebahat’in kendisinden öğrendim. Kadın senelerdir kapısını bir kere bile çalmamış bir komşusunu karşısında görünce şaşırdı, pek konuşmak istemedi ama sonradan açıldı. Bunda, kucağıma zor sığan koca bir tepsi su böreğinin de rolü büyüktü tabii.
Tarık çaresizce başını önüne eğerken Başkomiser Enver çoktan konu komşunun yanına doğru hamle yapmıştı bile. En az yirmi kişinin üzerinde alıcı gözle gezdirdiği bakışlarını kara kuru, yetmişin üzerinde olduğu belli, kıvırcık saçlarına utanmadan pembe toka takmış kadına çevirdi.
“Sen!” dedi. Der demez kadının beti benzi attı.
“Valla ben öldürmedim!”
“Sen öldürdün mü dedik nine? Hey Allah’ım ya... Sen anlat! Ne oldu burada?”
“Nine senin anandır!”
“Anamı karıştırma teyze, yoksa...”
“Teyze diyor yahu. Terbiyesize bak.”
“Ne diyeyim ulan? Kızım mı diyeyim? Küçül de cebime gir.”