Gamze YayıkSalyangoz Tezgâhı
Gamze Yayık'ın ilk kitabı Salyangoz Tezgâhı geçtiğimiz aylarda Alakarga Yayınları tarafından yayımlandı. Kitaptaki öyküler Gamze Yayık’ın Tomris Uyar Öykü Armağanı’nda jüri özel ödülüne değer görülen dosyasındaki öykülerden oluşuyor.
Gamze Yayık muhteşem bir kalem. İlk kitabı Salyangoz Tezgâhı'nda bu muhteşem kalemin, gözlem gücüyle derin anlatım kabiliyetini birleştirdiği, etkileyici, sarsıcı, gizemli ve dikkat çekici 17 kısa öyküsünü bulacaksınız. Öyküler hem çok sade hem de insanın içini hafifçe burkan, düşündüren, bazen de tekinsiz bir atmosferde geçiyor. Gamze Yayık, hem editörlük deneyiminin getirdiği titizlik hem de öyküye duyduğu özen sayesinde dili ince ince adeta oya gibi işleyen, kısa cümlelerin içine uzun duygular saklayan bir yazar.
Öykülerde sıradan bir anın içinden birdenbire derin bir duygu çıkıyor. Karakterler hem çok tanıdık hem de kendilerine özgü bir tuhaflık taşıyorlar. Sanki mahalleden biri ama bir yandan da ilk kez karşılaşıyormuşsun gibi. Bu da kitabın en güzel tarafı, tanıdıklık hissiyle merak duygusunu aynı anda yaşatması.
Gamze Yayık neredeyse küçürek öykü sınırına yaklaşan öykülerinde her şeyi anlatmıyor, okura nefes alacak alan bırakıyor. Öykülerini mantık örgüsüyle boğmuyor, duygunun kendisini öne çıkarıyor. Hayatın içinde bastırdığımız, görmezden geldiğimiz şeyler öykülerin arasından hafifçe sızıyor. Okur da o aralıktan içeri bakıp kendi payına düşeni alıyor.
Kısacası, kısa cümlelerin ardına uzun anlamlar saklayabilen Gamze Yayık’ın Salyangoz Tezgâhı, nitelikli öykü arayan herkesin kitaplığında yerini alması gereken bir kitap.
Öyküler
1.Erkeklik Nasıl Kurtulur
2.Duvardaki Leke
3.Girdap
4.Pencere
5.Bin Anahtar
6.Fatih'te Kıyamet
7.Geçim Derdi
8.Hamamın Perisi
9.Kınalı Keçe
10.Martı Hanım Kumru Bey
11.Peri
Önay YılmazBodrum'da Mandalina Cinayetleri
"Bodrum'da Mandalina Cinayetleri" Bodrum'un mandalina bahçelerinin yok edilmesi üzerinden ilerleyen bir dizi cinayeti konu alıyor. Olaylar, mandalina bahçelerini yok ederek yerlerine beton yapılar diken müteahhitlerin gizemli bir şekilde öldürülmesiyle başlıyor. Soruşturma ilerledikçe, cinayetlerin ardındaki motivasyonun doğanın tahrip edilmesine duyulan öfke olduğu anlaşılıyor.
Kitap, bu cinayetler üzerinden Bodrum'un turistik ve bilinen yüzünün ardındaki, göz ardı edilen çevre katliamına epeyce odaklanıyor. Esasen, kitapta mandalinalar sadece bir meyve olarak değil, aynı zamanda yöre halkının yaşamına dokunan, Bodrum'un özgün kimliğini ve doğasını sembolize eden bir unsur olarak kullanıyor.
Önay Yılmaz, uzun yıllar gazetecilik yapmış bir yazar. Bu birikimi, bu kitabın da detaylı ve akıcı anlatımına yansımış, yerel detayları ve toplumsal sorunları polisiye türüyle başarılı bir şekilde harmanlayarak kendine özgü bir tarz ortaya koymuş. Cinayet soruşturmasının yanı sıra kitabın verdiği çevresel mesaj çok gerçekçiydi. Doğanın talan edildiği ve cinayetlerin işlendiği bambaşka bir Bodrum'la, Bodrum'un farklı bir yüzüyle tanışmak çok ilginç bir deneyim oldu benim için. Kitabın akıcı dili, sürükleyici kurgusu ve beklenmedik sonu okuma keyfimi ikiye katladı.
KİTABIN KONUSU:
Kızıl lakaplı komiser Hayrettin (Hayri) Ayvaz ve ekibi, Bodrum Turgutreis'te, sokakta kalbinden bıçaklanmış halde bulunan müteahhit Orhan Aksoy'un cinayet ihbarıyla içinden çıkılması güç bir soruşturmanın tam ortasına düşerler. Katil, kurbanını önce öldürmüş sonra da ağzının içine bir kağıda sarılı yeşil mandalina yerleştirmiştir. Kağıtta daktilo ile "Mandalinaları unutmadım!" yazılıdır. Cinayetin işleniş şekli akıllarda soru işaretleri bırakırken, kısa bir süre sonra yine bir
Sabri SaydamŞeytanın Gözleri
"Şeytanın Gözleri" yönetmen, senarist ve yazar Sabri Saydam'ın ikinci kitabı. Herdem Polisiye etiketiyle çıkan kitabın editörlüğünü yazar Emel Aslan üstlenmiş, kitabı yayına hazırlayan yazar ve editör Gencoy Sümer. Kitabın ilk sayfalarında Sabri Saydam'ın kitabı hakkındaki duygu ve düşünceleri ve teşekkürleri ve ardından Gencoy Sümer'in önsözü karşılıyor okuru.
Üçleme olacağı önceden belirlenmiş polisiye hikâyeler serisinin ilk kitabı olan "Şeytanın Gözleri" daha ilk sayfalarda hayata veda etmiş olduğunu okuduğumuz Başkomiser Eray Gürhan'ın anı defterlerinden derlenmiş vaka hikâyelerinden oluşuyor. Vakaların hikâyeleştirilmesi işi Başkomiser Eray'ın, kitapta kimliğine dair hiçbir ipucu verilmeyen eski yardımcısı bir komiser tarafından yapılıyor. Gizemli anlatıcı başkomiserinin annesi Vuslat Hanım'dan vaka defterlerini ve en önemlisi Başkomiserin özel hayatından kesitlerin yer aldığı hatıra defterini alıp heyecanla ilk sayfayı açmasıyla Başkomiserinin hiç bilmediği dünyasına ilk adımı atıyor. Gizemli Komiser defterleri okudukça, Başkomiserinin vakalara bakış açısına, çözüm şekillerine, hayat hikayesine, özel hayatındaki iniş çıkışlara, ikilemlerine, hesaplaşmalarına bazen hayretler içinde, bazen hüzünle şahit oluyor. Kitaptaki sekiz öykünün oluşması da bu şekilde gerçekleşmiş oluyor. Her öykü bir vakayı anlatıyor ve her öykü birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında sıkı sıkıya birbiriyle bağlantılı bir şekilde ilerliyor. Sabri Saydam'ın sinemacı kimliğinin yanı sıra, adım adım ilerlediği polisiye yazarlık serüveninde ilk kitabı 4(DÖRT)'te yakaladığı başarıdan sonra çıtayı daha da yukarıya taşıdığının ispatı olan Şeytanın Gözleri'ni herkese tavsiye ederim.
ÖYKÜLER:
ÇADIR: Emekli Büyükelçi Sulhi Nadir Çalahan, eşi Dürdane, kızı Sibel, kız
Kerem KaşVasiyetKerem Kaş
Vasiyet, Kerem Kaş'ın beşinci romanı. Dedektif Dergi yazarlarından Kerem Kaş genç yaşına sığdırdığı beş romanın yanı sıra öyküleriyle de birçok kolektif kitapta yer almış, başarılı bir yazar. Kalemi akıcı, sade ve düzgün. Zekice işlenmiş kurgularıyla, kitaplarındaki gizem düzeyini son sayfaya kadar korumayı başarabilen yazarlardan. Vasiyet romanı bir soruşturma polisiyesi ve bir polisiye romanda olması gereken bütün özelliklere sahip. Her ne kadar ben eski komiser Tolga Ateş'le bu kitapta tanışmış olsam da aslında Tolga Ateş'in macerası Kerem Kaş'ın Kayıp Cesetler romanında başlıyor. En kısa zamanda Kayıp Cesetler'i de okumak niyetindeyim.
Polisiyenin yanı sıra gerilim romanlarıyla da okurunu kalemine bağlayabilen yazar Kerem Kaş'ı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
(Küçük bir not: Her ne kadar Vasiyet romanının karakterlerinden biri olan Yeşim'in ilham kaynağının ben olmadığımı bilsem de yine de romanda adıma rastlamak hoşuma gitti.)
KİTABIN KONUSU:
Emine Taşpınar yaşı epey ilerlemiş çok zengin fakat kanser hastası bir kadındır. Eşini ve biricik oğlunu yıllar evvel kaybettiği için günün birinde bütün mirası, ölmüş kız kardeşi ve erkek kardeşinin çocukları Tuncer, Songül, Songül'ün hayırsız kocası Recep, Songül'ün erkek kardeşi Faruk ve Faruk'un oğlu Engin'e kalacaktır.
Ne var ki Emine Hanım'ın yeğenleri ona karşı ilgisiz, sadece parasına değer veren, başları sıkışmadıkça kapısına dahi uğramayan insanlardır. Hastalığı ve yaşlılığı dolayısıyla bir ayağı çukurda olan Emine Hanım'ın mirasından medet uman yeğenler, Emine Hanım'ın hiç beklemedik bir hareketiyle neye uğradıklarını şaşırırlar. Emine Hanım henüz tanıştığı bir genç kızı (Yeşim) evlat edinip bütün mirasını ona bırakacağını söylemektedir. Yeğenleri kadının delirmiş
Onun adı Ayaz. Batur Ayaz...
Biraz hergele, biraz hınzır, biraz içten pazarlıklı, biraz iki yüzlü, biraz alaycı, yüreği biraz yaralı, insanlardan hazzetmeyen, yine de kadınları seven, biraz iyi, biraz kötü, biraz filozof, az konuşan, hep dinleyen, çokca kafası bozuk bir eski polis.
Büyük şehrin hengâmesinden kaçıp yerleştiği turistik sahil kasabasında, onun eski bir polis olduğu çabucak yayılmıştır.
Bir süredir yeğeni ortalarda olmayan, kasabanın kendi çapında mafyası, Müteahhit Semyonov Muhittin, yeğenini bulması için Ayaz'dan yardım ister.
Ota pisliğe fazla bulaşmak istemeyen Ayaz, sonunda ne düşündüyse bu teklife sıcak bakar.
Semyonov yeğeninin kendisiyle uğraşan birileri tarafından kaçırıldığını düşünmektedir. Ayaz ise Semyonov'un bu adamlarla tek derdinin yeğeni olmadığından şüphelenmektedir.
Bu kadar karmaşanın arasında, kırık kalbine girmek için fırsat kollayan, güzeller güzeli Dolores hakkında da kafası karışıktır.
Karşısına çıkan herkes onu bambaşka olayların içine sürükler. Sürüklendiği maceralardan sıyrılabilecek midir? Kafası bu kadar bozukken, aşk, meşk ile uğraşabilecek midir?
223 sayfadan oluşan bu kitabı okurken, bir o ters köşeye, bir bu ters köşeye çarptım. Kafanızda tahmin ettiğiniz bir son oluştuğunda sakın kendinize güvenmeyin, o son hiç de öyle olmayabilir.
Necati GökselKafam Bozuk
Kafam BozukNecati Göksel · Altın Kitaplar · 201865 okunma