Önay Yılmaz

Önay Yılmaz

Yazar
8.1/10
14 Kişi
·
39
Okunma
·
1
Beğeni
·
690
Gösterim
Adı:
Önay Yılmaz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1960
nay Yılmaz kimdir ?

İstanbul’da 1960 yılında doğdu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi (İİTİA) Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra, 1984 yılında Hürriyet gazetesinde muhabir olarak gazeteciliğe başladı. 1994 yılında ınter Star televizyonunda çalıştı. Aynı yıl Milliyet gazetesine geçerek, burada muhabir ve istihbarat şefi olarak görev yaptı. Halen aynı gazetede serbest muhabir olarak çalışmaktadır. Çeşitli yarışmalarda kazandığı ödüllerin yanı sıra, iki kez (1996 ve 1997) Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü’ne layık görüldü.
“Ağulu mantar (Omphalotus olearius): Zehirli bir tür olan bu mantar, Türkiye’de yetişen ‘cüce kız, meşe mantarı, horoz mantarı’ olarak tanınan "Cantharellus Cibarus" ile karıştırılabilir.
Fakat bu tür daha yumurta sarısı renkli, üzeri yağlımsı gibi, lamellerinin çatallı ve aralarının birleşmiş olmasıyla ayırt edilir. Şapka, 7- 10 santim,konveks, sonra huni biçimli, üst yüzeyi portakal sarısı, ipek gibi parlak, dalgalı, yaşlılarda portakalımsı-kahve renklidir.
Bu mantar, yaz başından sonbahar sonlarına kadar, bilhassa yapraklı ağaçların kütükleri üzerinde gruplar halinde ortaya çıkar. Özellikle zeytin ağaçları üzerinde bu mantarı görmek mümkündür. Bu mantar nedeniyle oluşan zehirlenme olaylarında belirtiler, sindirimden sonra 30 dakika ile 3 saat arasında ortaya çıkar. Ağır ve şiddetli mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrıları tipik belirtilerdir. Bunun yanı sıra, terleme, tükürük, gözyaşı ve bronş salgılarında artma, bronkospazm, myosis, görme bulanıklığı, hipotansiyon ve bradikardi gibi belirtiler görülür.
Yalancı dede mantarı (Lepiota bruneoincarnata): Tehlikeli ve öldürücü bir mantardır. Halk arasında ‘dede mantarı’ olarak bilinen yenilebilir mantarlar ile karıştırılabilir. Şapka, 3,5 santim çapında küremsi, biraz dışbükey, mantar olgunlaştıkça düzlemsel bir hal alır. Kenarları ince olup, eğik değildir. Şapkanın merkezinde konsantrik durumlu kestane renkli pullar bulunması tipik olup, şapkanın rengi kırmızımsıdır. Yazın ve sonbaharda, havuz kenarlarında, parklarda, yol kenarlarında, otların arasında, yaprak altlarında bulunur. Genellikle bol yağışlı mevsimlerde çayırlarda görülür. Falloides zehirlenmesi tipine yol açan amatoksinleri ihtiva eder. Bu mantar nedeniyle oluşan zehirlenme olaylarında belirtiler, 6-24 saat sonra ortaya çıkar. Bu belirtiler, karın ağrıları, bulantı, kusma ve ishal şeklindedir. Zehirlenmede önce kısa bir hafifleme görülür, sonra ağrılar tekrarlar, karaciğer görevini yapamaz hale gelir. Ayrıca böbrekler zayıflar, sonuçta komadan sonra ölüm gelir.
Ölüm meleği (Amanita phalloides): Türkiye’deki ölümcül zehirlenmelerin neredeyse yüzde doksan beşinden sorumlu, son derece zehirli ve tehlikeli bir mantardır. Bu mantara yaz başlarında ve sonbahar aylarında ormanlarda çok sık rastlanır. Mantarın içerdiği amanitin maddesi, sindirildikten 8-12 saat sonra ilk belirtilerini gösterir ve karaciğer-böbrek metabolizmasını yok eder. Zehrine karşı henüz bir ilaç geliştirilememiştir. Bu mantarın bir kişiyi öldürmesi için 20-25 gram tüketilmesi yeterli olmaktadır. Bu mantar 1994yılı Kasım ayında İstanbul’da seri zehirlenmelere yol açmış ve yirmiden fazla insanının ölmesine neden olmuştur.”
Profesör doldurduğu votka dolu kadehi bir dikişte bitirdikten sonra yeniden bana baktı ve sözlerine aynı coşkuyla devam etti.
“İklim değişikliğinden dolayı Avrupa’da 25 türün azaldığı ve daha kuzeye yöneldikleri belirlendi. Tarak diş, su çulluğu, ağaç incirkuşu, kuyrukkakan, benekli bülbül, çayır taşkuşu, benekli sinekkapan, küçük akgerdanlı ötleğen, akgerdanlı ötleğen, karabaşlı ötleğen, çalı kamışçını, karatavuk, çitkuşu, sarı kuyruksallayan, kızkuşu, büyük baştankara, saksağan, ekin kargası, sığırcık, serçe, leylek, çütre, kındıra kamışçını, dağ horozu. Bunlar Avrupa’ya elveda diyorlar.”
Oldukça güzel bir polisiye roman. Bodrum Turgut Reis'te ardı ardına genç kızlar kaybolmaya başlar. Bu işle baş komiser Cenk, komiser Seza ve komiser yardımcısı Utku ilgilenmektedir. Melisa adında bir kız kaybolmuştur. Gazeteci Ahmet Kerim de Bodrum'a yakın olan Çatal Adasına bir genetik laboratuvarı ile röportaj için gider. Ancak bu kaçırmalar ve cinayetlere karılır. Gazeteci olduğu için merakla bu işlerle ilgilenir. Biraz da tesadüflerin yardımıyla pek çok bilgiye ulaşır. İşin içinde insan kaçakçılığı vardır. Polisin operasyonu ile çete çökertilir ancak Melisa hala kayıptır ve Ahmet'in sevgilisi Selin de kaçırılmıştır. Sanki bu insanların farklı bir olayla ilgisi vardır. Ahmet, İstanbul'dan arkadaşı baş komiser Çetin ile bu olayı da çözer. Genetik biliminin de işin içinde olduğu korkunç bir plan vardır ve bu plan Nazi Almanya'sına kadar dayanmaktadır. Acaba Ahmet, Selin ve Çetin bu kumpastan kurtulabilecek midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Sanırım ilk defa bir yazımda neden 9 değil de 7 puan verdim ya da neden verdiğim puanla başladım onu belirtmek istiyorum. Çünkü yazarımız çok akıcı bir kitap oluşturduğu halde bir anda Leyleklerin Uçuşu kitabını ve filmini izliyor gibi hissettim. Bu yüzden biraz puanını indirdim lakin hikaye beni sardığı için de hakkını yiyemem.
Salih, İsmail ve Arda henüz hikayenin başında ölüyor. Bu ölümler sonrası Komiser Çetin ve kahramanımız Gazeteci Ahmet Cemil devreye giriyor. Ortada dönüp dolaşan bazı sorular mevcut hikayeye göre. Değiştirilen tablo, delta ölümleri, Kaan’ın kazası ve Dr. Yıldırım ile Ahmet’e yapılan saldırıların benzerliği. Aynı zamanda Ahmet’e yapılan saldırı ve soygun gibi yıldırma girişimleri, Dr. Arda’nın sevgilisine attığı mesaj ve yine Yıldırım’ın bu kez de otopsi sonuçları ve öncesinde kendi kanıyla vermek istediği mesaj. Tüm bunlar bir tesadüf olamazdı ve ne anlama geliyordu? Bunun yanında şirketin bir benzerinin de Krasnoyars’da benzer olaylara karışmış olması sadece tesadüf olamazdı. İşte tüm bu sorulara yanıt bulmaya çabaladık. Biraz daha fazlası da var tabi. Bakanın kardeşi ve şirketi gibi. Onları da sizlere bırakalım artık.

Bu kısımdan sonrasında sitemizde herhangi bir inceleme olmaması nedeniyle Spoiler vereceğiz. Kitabı YERLİ yazar olduğu için pek fazla okuyan olmamış. Polisiye yazarın dünya nüfusuna denk olması nedeniyle. Bu nedenle ben Spoiler ile eklemeyi uygun buldum. Nasılsa pek okunmayacak ama mantığı bilinsin belki ilgi çeker diye düşündüm.

Salih, İsmail ve son olarak da doğa bilimcisi diyebileceğimiz Arda’nın ayrı hikayelerde anında ölümlerini görüyoruz. Kuşlarla ilgili gözlerine çarpan bir sorundan. Sadece Arda özel olarak merkeze götürülüp zehirlenip geri getiriliyor ve ölüyor. Ayrıca sevgilisine attığı bir mesaj da burada göze çarpıyor. Komiser Çetin durumu anlasa da kanıt sunamadığı için bununla bir şey yapamıyor.
Ölümlerin hemen akabinde Baş komiser Çetin, yakın arkadaşı Gazeteci Ahmet Kerim’i arar ve gelip onun da bakmasını ister. Yer Kızılırmak Deltası, Samsun. Burası gerçekten de Kuş Cenneti olarak geçer. Burayı da araştırmanızı istiyorum ve hoşunuza gideceğini düşünüyorum.
İşler ilerledikçe ve biraz ciddiyete bindikçe önce Ahmet saldırı ve soyguna uğruyor sonra gazetede görevinden uzaklaştırılıyor. Aynı şekilde Komiser Çetin de uzaklaştırma alınca işin rengi değişiyor. Bakanın kardeşinin de burada devreye girdiğini söylemek mümkün.
Tabi arada şunu belirtmek de şart. Verilen bazı ayrıntılar o kadar uzatılmış ki gereksiz geliyor ve çok sıkıyor. Tabi ben tabiri caizse Meraklı Melahat olduğumdan dayanamayıp okuyorum oraları da meraklı şekilde. Ne bunlar derseniz şimdi size anlattıklarımdan yola çıkarak anlayabilirsiniz. Mesela ayrı bir konu altında bölümler arasında şunlar var. Mantar Türevleri (ki alıntı da yaptım) , ülkelerin durumları, dünyanın değişimi, tehlikedeki türler, uyuşturucu kaçakçılığı vs.
Finale kadar durağan tempoda ilerlerken bir bakıyoruz ki finalde işlerin rengi değişiyor. Final oldukça hoşuma gitti. Açıkçası ben herhangi bir kitap fuarında 5 liraya ya da 3 tanesi 10 lira olan kitaplar arasında dahi bulabileceğinize ve alabileceğinize inanıyorum. Özellikle yerli yazarlara az da olsa şans verenler varsa tavsiye ederim. Çok akıcı olduğu için rahatça okuyabilirsiniz. Tabi benim gibi dengesizce sabah 6da kalkıp okumanızı da tavsiye etmiyorum ama siz bilirsiniz.
Şaka bir yana herkese hayırlı cumalar. Kandiliniz mübarek olsun. İyi tatiller şimdiden. Kendinize iyi bakın efendim..
Nasıl başlayacağımı inanın bilmiyorum.Ahmet Ümit'le tanışıncaya kadar hiç yerli bir polisiye yazarı okumuyordum.Nisan'ın başında Denizli kitap fuarında genç bir arkadaşın uzattığı Önay Yılmaz'ın av kitabını görünce almayacağımı söyledim.Bana pişman olmayacağımı söyledi.İyide bir indirim yaptı.Beğenmezsem bu paraya aldığım kitabı hediye ederim dedim.Sıraya koyduğum kitaplarımın arasında sıra ona gelmişti ve okumaya başladım.Kurgu sağlam,karakterler harika oturmuş.Bir an kendimi film izler gibi hissettim.Ya da Sevil Atasoy'un kanıt dizisi izler hissettim.Küçük bir sitede geçenle olayı hiç sıkmadan,heyecan dozunu düşürmeden devam ettirmesi çok iyiydi.Clean Eswot'un iyi,güzel,çirkin filmi gibi sıkmadan devam eden bir aksiyon.Komiser Pertev Bora benim yeni heyecan noktam oldu.Yeni bir yazarlar tanışmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.Bu arada yarın ilk işim;Önay yılmaz'ın diğer kitaplarını almak olacak.Hepinize iyi okumalar.
Önay Yılmaz'ın okuduğum ilk romanı. Kurgusuna, karakterlere, anlatımına bayıldım. Tek bir konuda sıkıntı çektim, tarihle ilgili çok fazla ansiklopedik bilgi vermiş. Kimileri ilgimi çekti uzun uzun okudum ancak bazı yerlerde atladım bu bilgileri, özellikle de tam çözülme aşamasında girdiği detaylı tarihsel olayları. Onlar da tadında olsaymış 10 numara bir Türk polisiyesi. Bununla beraber Heybeliada'yı da, hatta tüm adaları, gidip görme isteği uyandırdı bende.

Yazarın biyografisi

Adı:
Önay Yılmaz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1960
nay Yılmaz kimdir ?

İstanbul’da 1960 yılında doğdu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi (İİTİA) Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra, 1984 yılında Hürriyet gazetesinde muhabir olarak gazeteciliğe başladı. 1994 yılında ınter Star televizyonunda çalıştı. Aynı yıl Milliyet gazetesine geçerek, burada muhabir ve istihbarat şefi olarak görev yaptı. Halen aynı gazetede serbest muhabir olarak çalışmaktadır. Çeşitli yarışmalarda kazandığı ödüllerin yanı sıra, iki kez (1996 ve 1997) Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.