“Her yerde yalnızca siz varsınız benim için. Gerisini boş veriyorum. Niçin böylesine çok seviyorum sizi, bilmiyorum. Belki hiç de güzel olmadığınızı biliyor musunuz? Düşünün bir kere, güzel olup olmadığınızın bile farkında değilim. İyi yürekli olmadığınızı biliyorum. Aklınız da hep kötüye çalışıyor gibi.”
“Nefret ediyorum sizden. Bu nefretimin tek nedeni de çok şeyinize izin vermemdir. Bana böylesine gerekli olmanız daha da artırıyor nefretimi. Şimdilik ihtiyacım var size… yaşamalısınız.”
Bir kız çocuğunun (Scout)gözünden takip ediyoruz
hikayeyi. Çocukça ve çocukluğun verdigi o dürüstlükle okuyoruz. Scout in anlatımıyla toplumun sınıfsal çıkmazlarına parmak basılmış ve olayları bir çocuğun gözüyle takip ettigimiz için çok tarafsızca ve masumane bir bakış açısı yakalanmış . Beyazlar ve siyahlar- köylülük-fakirlik gibi sosyal durumların örekileştirilmesi , sınıfsal psikoloji ile savaş söz konusu kitapta. Sosyal konulara derinlemesine giriş yapıyor ama biz hikayeyi bir kız çocuğunun olayları kavrayabilme yeteneğiyle farkettiğimiz için tatlı tatlı okunan bir kitaptı
Hikaye genel anlatımıyla Scout in babası Atticus un (avukat) onların deyimiyle bir "zencinin" davasını almasıyla başlıyor ve yine Amerikanın karanlık geçmişine
korkunçluğuna tanık oluyoruz.
Kitap çok hızlı akan, olaya direkt bir giriş yapılıp ya da tamamı olay çevresinde sürüklenen bir kitap değil. Scout ve Jem'in (Scout in abisi) oyunları, okul ve mahalle hayatları, yaramazlıkları ile da nefes aldırmış beğendiğim bir kitap oldu.