''Sulara çakılmış bir çakıl taşı gibiydim; dalgaların dövdüğü, oraya buraya attığı, kıyıda bir yere bırakılmak üzere yuvarlanıp duran bir çakıl taşı...''
''Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.''
''Ben seni derin denizlerde terk etmedim
Sen beni kuru toprakta bıraktın.
Ben seni parlak altınlara değişmedim
Sense beni bir pula sattın.
Leylim oy,
Oy benim gözüm oy.''